Ninja Kaplumbağalar: Gölgelerin İçinden Filmini İzledik Ninja Kaplumbağalar: Gölgelerin İçinden Filmini İzledik
Nickelodeon Movies ve Paramount Pictures ortak yapımı olan Ninja Kaplumbağalar: Gölgelerin İçinden filmini izledik. Filme gitmeden önce okuyun! Ninja Kaplumbağalar: Gölgelerin İçinden Filmini İzledik

“Cavabanga!” Çocukluk zamanlarıma dair hatırladığım en net şeylerden birisi de belki Ninja Kaplumbağalar çizgi filmleridir. Ben Ninja Kaplumbağaları Kanal D’de izlemiş bir nesilden gelmekteyim. Hatta bi’ ara o kadar manyakça takip ediyordum ki, yeni keşfettiğim çalar saatin alarmını sabahın ta altısına kurup -annemden dayak yemek pahasına- Ninja Kaplumbağaları izlemek için ekran karşısındaki yerimi alıyorum. Hey gidi günler bee…

Gelelim asıl konumuza, Ninja Kaplumbağalar: Gölgelerin İçinden (Teenage Mutant Ninja Turtles: Out of the Shadows) adını taşıyan bu eser aslında 2014 yapımı ve yönetmenliğini Jonathan Liebesman’ın yaptığı Ninja Kaplumbağalar (Teenage Mutant Ninja Turtles) filminin devamı niteliğinde. Fakat bu kez yönetmen koltuğunda 2014 yapımı Dünyadan Mesajlar (Earth to Echo) filmini de yöneten David Green var. Henüz ikinci filmi olmasına karşın vasatın üzerinde bir performans sergileyen Green’e ve bu işi henüz “çaylak” sayılabilecek birine emanet eden yapımcı Michael Bay‘e tebriklerimi sunarım.

Nickelodeon Movies ve Paramount Pictures imzalı devam filminin oyuncu kadrosuna baktığımızda, serinin ilk filminde olan oyuncuların korunduğunu ve yeni oyuncuların filme katıldığını görüyoruz. Dilerseniz çok fazla spoiler vermeden biraz olsun karakterlerden bahsedelim;

April O’Neil karakterine can veren Megan Fox yine bu filmde de her şeyi bilen, her şeyden haberi olan, CIA-FBI-KGB ajanlarına taş çıkarabilecek kadar ajanlık yapan, karakter gelişimi olarak da hanım hanımcık bir kızcağız olmuş demeyi çok isterdim. Fakat yine dişiliğini ve seksapelitesini ön plana çıkararak vazgeçilmez Holywood klişelerine burada da yer vermişler.

Casey Jones karakterine hayat veren Stephen Amell‘e farklı bir yer ayırmak istiyorum burada. Kendisini Arrow’dan ve bizlere yaşattığı büyük depresyonlardan tanıyoruz. Benim bu oyuncu hakkındaki şahsi düşüncem, gittiği her yere kendi kasvetini götürmesi. Ciddi ciddi onun depresif bir insan olduğunu düşünüyorum çünkü dizide olduğu gibi burada da büyük bunalımlar yaşattı bana. Bildiğin çökmüş ülke ekonomisi gibi oldum salondan çıkarken. Canlandırdığı Casey Jones karakteri de 25-30 gösteriyor ama 14-15’ten ileriye sadece fiziksel olarak geçmiş gibi görünüyor. Artık bulaşıcı mıdır nedir, Leo ve Ralph de bundan etkilenmişler ve filmin adına yakışır bir şekilde “Ergen Tosbağalar” olmayı başarmışlar. Bu konuda haklarını yememek lazım. Arrow’dan sonra sigaraya başlayan arkadaşım var ya yapma etme sayın Stephen Amell.

fragtist tmnt 2016-3

Film, bugünden itibaren vizyona girdi

fragtist tmnt 2016-1

Donatello (Jeremy Howard) ve Michelangelo (Noel Fisher) karakterlerinin üstüne biraz daha kendilerinden katmışlar diyebiliriz. Zira yer yer Donie’nin bizlere bilgisiyle yaşattığı Nerdgasmlar ve Michael’ın neredeyse olduğu her sahneden alaya alabileceği komik bir yan bulabilmesi filmin komedi yönünün ağır basmasını sağlıyor. Raphael (Alan Ritchson) ve Leonardo (Pete Plozsek) karakterlerine bir ergenlik halleri, bir bunalımlar basmış gibi gördüm. Hatta bu ikilinin oynadığı bazı sahnelerde iç geçirip “Artık bitsin şu sahne n’olur!” ya da “Shredder’ın planları inşallah tutar ya!” gibi serzenişlerde bulunmadım değil. Yılların Splinter ustası bile, o büyük dede, o otoriter rejim rolünden çıkmış bildiğin gevşek bir adam halini almış. Bunu ona hiç yakıştıramadım. Gelelim benim en çok merak ederek beklediğim iki karaktere; Rocksteady (Stephen “Sheamus” Farrelly) ve Bebop (Gary Anthony Williams). Bu ikilinin filme daha çok şey katacağını ve düşman yelpazesinin hatırı sayılır düşmanlarla dolacağını düşünerek filme gitmiştim. Bu ikili beklediğimi verdi ama genel olarak baktığımızda, yapımında CGI kullanılan karakterlerin ne denli “iğrenç” yapıldığını gördüm. İlk filmde olduğu gibi bu filmde de bir iğrençlik bir yapış yapışlık hissettim. Filmin belki de en çok beğendiğim karakteri olan Krang’e geldi sıra. Krang’in görselliği ve bizlere yansıtılan karakteri çizgi filmlerine uygun olarak gitmiş ama Krang’in evrene giriş hadisesi, Dr. Baxter Stockman‘ın (Tyler Perry) üzerinde çalıştığı işler filmde en azından, çok yüzeysel bile olsa, anlatılabilirdi ama “çat!” diye bir anda karşımızda bulduk onları. Film zaten hikaye bakımından çok zayıf kalmış, herhalde o kadar efekt yapmaktan güzel bir senaryo çıkaracak paraları kalmamış.

fragtist tmnt 2016-4

Diğer karakterlere baktığımızda Shredder‘ın (Brian Tee) kurgu içindeki efektif durgunluğunu, neredeyse hiç bir plan yapmadan  çok harala gürele işlere imza attığını söylememiz mümkün. Zaten filmin kurgusuna genel olarak baktığımızda hikayeler arasında bir yüzeysellik, “Hadi bunu da buraya koyalım da sonra seyirci laf etmesin.” düşüncesi, hikayelerin konu bütünlüğünün ve derinliğinin olmaması, başı sonuna bağlanmayan hikayeler böyle güzel bir yapımın nasıl heba edilebileceğini gösteriyor.

Filmin en çok beğendiğim ve en güzel yanına gelecek olursak da, buram buram nostalji koktuğunu söylemeden geçemeyeceğim. Zira Ninja Kaplumbağaların yaşam tarzları, yaşadıkları ortam, kullandıkları mottolar ve çizgi filmlerden hatırladığımız ufak ufak detaylar filmin içerisinde kendine güzel bir yer bulmuş. Çok güzel yedirilmiş. Hele ki bir çöp kamyonu var, onu mutlaka görmelisiniz. Aksiyon ve dövüş sahneleri de güzel kurgulanıp hayata geçirilmiş. Ancak film nerede olduğuna karar verememiş. Yani bir çocuk filmi mi yoksa bir yetişkin filmi mi olduğunu ayırt etmekte zorlandım ben açıkçası. **SPOILER**: Madem ucundan spoiler gösterdik, yine çöp kamyonunun da içinde olduğu kovalamaca sahnesini de çok beğendiğimi söylemeliyim. Ayrıca Ralph’in uçaktan atlarken Fast & Furious 7 filmine ufak bir gönderme yapması da hoşuma gitmedi değil. Yani film için bol efektli, bol patlamalı ama hikaye adına pek bir şey vaadetmeyen bir yapım olduğunu söylememiz mümkün sevgili okurlar. **SPOILER BİTTİ.** Ancak yine de dediğim gibi Ninja Kaplumbağalar evrenine çok güzel değinip bize o nostaljiyi yaşatmaları benden 10 üzerinden 6.5 puan kazandırdı onlara. Hadi Rocksteady ve Bebop hatırına 7 olsun be. Filmde kara delik ve teleport gibi bilimkurgu nesneler de vardı ama artık bu konularda 650 tane film çekildiği için beni o kadar da bağlayamıyor artık ekran karşısına.

Spoiler içeren bir özet geçersek; Filmin başında ilk filmde tutukladığımız Shredder’ın kaçırılmasıyla başlıyoruz ve bu planı yapan Krang’den başkası değil. Shredder’ı kullanarak ayak işlerini yaptırıp kendi uzay üssü olan Teknodrom’u dünyaya getirmek ise yegane amacı. Bu amaç uğruna gerekli olan parçaları toplamak için Shredder, Dr. Baxter’a emir vererek Bebop ve Rocksteady ikilisini mutantlaştırıyor ve o da ayak işlerinde bu ikiliyi kullanıyor. Sonuç olarak parçalar toplanıyor, gerekli düzenek kuruluyor ve Teknodrom parçarlar halinde gökyüzünde oluşmaya başlıyor. Krang amacına ulaştığını görünce herkesi hiçe sayıyor ama burada yanlış yaptığını Ninja Kaplumbağalar geldiğinde anlıyor. Nihayetinde Ninja Kapumbağalar dövüşü kazanıyor ve Teknodrom tamamlanmasına çok az bir süre, hatta bir parça kala yarım kalmış bir lego gibi gerisin geriye gönderiliyor. Ne kadar da Hollywood yapımı bir film olduğunu gösteriyor değil mi bizlere 🙂 Yukarıda da söylediğim gibi çocuk gözüyle mi yetişkin gözüyle mi baksam bilemedim ama aile ortamında izlenebilecek bir yapım olduğunu söylemek mümkün. **SPOILER BİTTİ.**

Son anda söylenen sözlerle serinin bir tane daha devam filmi geleceğine işaret edildi ama bu kadar güçlü Splinter – Shredder altyapısı geride kalmışken nasıl bir hikaye ortaya çıkar, orasını bilemem. Sonuç olarak, film olmazsa olmaz değil. Yani isterseniz gidin, istemezseniz gitmeyin. Orta sınıf bir film. Başka filme de gidersiniz, ya da mısır alırsınız, orası size kalmış. İyi seyirler!

Neredeyse unutuyorduk, bizi bu eğlenceli filme davet eden Geekstra ekibine ayrıca teşekkür ediyoruz. Bir sonraki blog yazımızda görüşmek üzere.

20160622_232752



Volkan Kurt

Oyun, edebiyat, müzik, gezginlik ve bilmediği kültürleri araştırmayı seven şahsına münhasır bir kişilik. Etrafa zararı olmayan, akıllı bir deli. Platform oyunlarına hasta. Henüz üniversitede öğrenim görmekte.