Resident Evil: The Final Chapter İzlenmeye Değer Mi? Resident Evil: The Final Chapter İzlenmeye Değer Mi?
Ülkemizde Resident Evil: Son Bölüm olarak vizyona girecek olan Resident Evil: The Final Chapter incelememiz sizlerle. Resident Evil: The Final Chapter İzlenmeye Değer Mi?

Ülkemizde Resident Evil: Son Bölüm olarak 24 Şubat tarihinde vizyona girecek olan Resident Evil: The Final Chapter, bu sefer aksiyonun maksimum düzeyde olduğu bir yapım olarak karşımıza çıkıyor.

Yıllara meydan okuyan seri, gönlümüzün biricik ismi Resident Evil (RE) oyunu ile bu film serisinin “pek” alakası olmayabilir ancak sırf merakımızdan ve RE isminin hatırına, hemen hemen hepimiz sinema salonlarını doldurduk, yine dolduracağız. Burada yazacaklarım, muhtemelen fikrinizi değiştirmeye yetmeyecek ancak beklentilerinizi yüksek tutmamanız adına size rehber olmasını umut ediyorum. Zira Resident Evil, (en azından benim gözümde) apayrı bir yere sahiptir ve hep de öyle olacaktır. Filmleri ve oyunlarının bazıları yerden yere vurulsa bile fark etmez. Zombi konseptli filmlere olan hayranlığımdan arada RE serisini elden geçirmeye üşenmem.

Filmin hikayesi, Resident Evil: Retribution’dan hemen sonrasını konu alıyor ancak daha filmin başında gözlerimizin aradığı Ada, Leon, Jill gibi karakterlerin hiçbirini göremiyoruz. Film, bu konuda bizi soru işaretleriyle baş başa bırakırken biricik Alice’imiz moloz yığınları arasından sıyrılarak güzel yüzünü gösteriyor. Daha ilk dakikada aksiyona boğulan film, temposunu bu yönde hiç kaybetmiyor. Spoiler olmaması adına, filmin hikayesinden ve gidişatından olabildiğince bahsetmeyeceğim. Açıkçası “ne Red Queen’miş be!” yorumu, sanırım sizin için yeter de artar bile. Alice’in amacı Kovan’a ulaşmak ve insanlığın yok olmasını engellemek.

Gelin biraz filmin kötü, biraz da iyi yanlarına bakalım. İlk olarak kötüler: kamera açıları fazla yorucu ve hızlı. Genelde karanlık havada ve yıkım dolu mekanlarda geçen Resident Evil: Son Bölüm, hızlı kamera geçişleri, ani yakınlaşma ve uzaklaşmaları yüzünden benim gibi 3D “hater”larına büyük eziyet. Size tavsiyem, mümkünse kaliteli bir 3D sinema salonu bulun ve perdesi büyük olsun falan. Hani illa izleyeceksiniz, paranıza kıyın. John Wick de aksiyon dolu ancak kamera açıları o kadar iyi harmanlanmıştı ki filmin sonunda “mutluluk” hissediyorsunuz. Filmin diğer sıkıntısı ise “gereksiz ve çok belli olan” ani korku öğeleri. ÖĞĞĞ, BÖÖEEE, HIRRR, ÇİUUU, FİUUU, RAAA vb. birkaç evrimleşmiş, evrilememiş zombilerimiz seyircinin üzerine kusuyorlar. Birçok korku filmindeki klişe olan şudur; ne zaman müzik kesilirse, bilin ki aniden karşımıza bir şeyler çıkacak demektir. Bu ucuz numarayı, RE: Son Bölüm’de görmek, benim için biraz hayal kırıklığına neden oldu.

Kötülere devam ediyoruz; müzik seçimi. RE film serisinin müzik seçimlerine her zaman hastayımdır. Özellikle “Seizure of Power” parçası (ilk film) aksiyonu damarınıza damarınıza basar. Son Bölüm olmasından mıdır, az drama koyalım diye düşünülmesinden midir bilemedim ancak bu filmi izlerken, içimi kıpır kıpır eden hiçbir melodinin olmadığını fark ettim. Paul Haslinger, bu filmde yeni şeyler denemeye karar verip, daha gotik bir havaya bürünmüş olsa gerek ki genelde seçimler durağandı. Tabii bu, müzik zevkine göre değişen bir durum.

RE serisine son verirken, bol soru işaretini geride bırakmayı ihmal etmeyen senariste buradan sevgilerimi yolluyorum. Zaten önceki filmlerde, karakterler aniden yok olmuş, öldüler mi kaldılar mı haberimiz olmamış durumuna çok denk geliyorduk; bu filmde, konuyu iyice abartmışlar. Adının “Son Bölüm” olduğuna bakmayın, filmin sonunda “belki döneriz” kıvamında RE severleri kendisine çekmeyi başarıyor. Bunun iyi mi kötü mü olacağına siz karar verin. Açıkçası Ada, Leon ve diğer birçok RE karakterini tek filmde harcayan bir yönetmene (Paul W.S. Anderson) ne kadar güvenilir, orası muamma. 

Bu kadar kötüleme yeter. Film, aksiyon anlamında türünü severleri muhtemelen tatmin edecektir. Alice karakterini seviyorsanız, onun dönüşüne zaten yeterince mutlu olacaksınız. Milla Jovovich hala taş ve bu filmde, rol konusunda bir tık yukarı çıkmış. Alice karakterine bürünmesi, duruşu, yüzü, konuşma ve mimiklerini başarılı kullanan oyuncu, son filmdeki hünerlerini göstermekten geri kalmıyor. Ona eşlik eden Ali Larter’dan bahsetmemek olmaz. Larter, Claire Redfield rolüne “cuk” oturmuş. Her oyuncuya tek tek değinirsem bu yazı bitmez. Araya, Iain Glen ve Shawn Roberts etkisi de eklersek, özeti anlamış olacaksınız. Wesker karakterini aksiyon anında bir kez daha görmeyi çok bekledim ama… (şşş spoiler, izleyince görürsünüz) Yakın zamanda John Wick Chapter 2 filminde Ares rolünde gördüğümüz oyuncu Ruby Rose, bu filmde Abigail karakteriyle karşımıza çıkıyor.

RE oyunlarındaki mükemmeli bu filmde bekleyemiyoruz çünkü yönetmenin amacı belli ki bu değildi ve bunu açıkça, 2002 yılındaki ilk filmde gördük. Alice, tekti ve tek olacaktı. Yönetmen, RE serisindeki birkaç oyun karakterini de filme yedirerek, ekmeğinin peşine düştü o kadar. Eee Ada Wong görüp de hangi RE fanı gitmezdi ki filme. Ayıp.

E ben bu filme niye gideyim ki hevesimin içine ettin arkadaş diye söyleniyorsunuz değil mi? Merakınızı gidermek, hikayeyi sonlandırmak ve seriye veda etmek için gidebilirsiniz. Ancak tekrar yazmakta fayda görüyorum, beklentinizi minimuma indirin. Mantık hatalarını görmezden gelin ve aksiyonun tadını çıkartın. Tahmin edilebilir olaylar örgüsüne sahip bile olsa Resident Evil, türünü sevenleri tatmin edecek detaylarla dolu. Evrimleşmiş zombiler, T-virüsünün ardındaki gizem, Alice’in sır dolu geçmişi, Dr. Isaacs’in Kovan (Hive)’daki hain planları ve daha belli birkaç soru işareti, bu filmde gözle görülür şekilde cevaplanıyor. Zamana karşı yarışan Alice, Umbrella Şirketi’nin kuruluş amacını öğrenirken, peşinden de kıyameti getirmeye devam ediyor. İnsanlığı yok etmeye kararlı Umbrella Şirketi, Alice’i durdurmaya çalışırken, elindeki tüm silahları kullanmaktan da geri kalmıyor. Bu bağlamda öne çıkan sahneler ve çeşitli mutant zombiler, başarılı modellemelerle öne çıkıyorlar.

Çılgın bir takipçiyseniz, belli sahneler muhtemelen sizi rahatsız edecektir ancak film serisini zaten seviyorsanız, en iyiden iki tık aşağıda bir aksiyon filmine hazır olun derim. RE film serisi, RE oyunlarını çılgın gibi severlerin %90’lık kesiminin yerden yere burduğu, sövdüğü yapım olarak tarihe adını yazdı. Öyle de kalacak gibi duruyor. Kişisel tercihim, film serilerini ve oyunları ayrı tutmak. Şimdiden iyi seyirler.

Spoiler vermemek için kendini zor tutuyordum ancak olmuyor, olduramıyorum. Resident Evil: The Final Chapter biterken, “bu iş daha bitmedi” kıvamında sona eriyor demiştim. Bu da akıllara şu tezi ortaya çıkartıyor, okumak istemeyenler için spoiler uyarımı vereyim de taşlamayın: Ya RE serisi dizi olarak karşımıza çıkacak ve boşluklar dolmaya devam edecek ya da kısa film serileri, belli karakterlere odaklı başka RE markası altında yapımlar öne çıkacak. Sizin tahmininiz nedir bilemiyorum ancak RE’ın daha ekmeği yenir ve yönetmen de bunun farkında.

Resident Evil: Son Bölüm Türkçe Altyazılı Yeni Fragman



Ceyda Doğan Karaş Editor in chief

86 doğumlu. Evli, mutlu, Tauren'li. Star Wars, Doctor Who, Yu-Gi-Oh ve Blizzard delisi. 93'ten beri video oyunlarıyla fazla uğraşıyor ve hayatı onların üzerine şekilleniyor. Korku, macera, psikoloji kitap ve animelerine bayılıyor. Koyu Beşiktaş taraftarı ve cosplay organizatörü. Ayrıca cosplay, vazgeçemediği hobilerinden sadece birisi.