Saf Aksiyonun Şekil Bulmuş Hali – John Wick: Chapter 2’yi Mutlaka İzleyin Saf Aksiyonun Şekil Bulmuş Hali – John Wick: Chapter 2’yi Mutlaka İzleyin
John Wick geri döndü, üstelik daha tehlikeli ve daha acımasız. John Wick: Chapter 2 incelememiz sizlerle. Meraklıları buraya! Saf Aksiyonun Şekil Bulmuş Hali – John Wick: Chapter 2’yi Mutlaka İzleyin

Bir insana takım elbise bu kadar mı yakışır arkadaş? Adam yakışıklı, hafiften odunluk falan ama aksiyon anında neler yaptığını bir görseniz var ya OF! O bir John Wick ve o, köpeğinin intikamını almak için geri dönüyor, yani kısmen…

Birçoğunuz belki de bu yazıyı okumaya üşenecek. Bu seferlik sizi burada çok tutmayacağım *çok tuttu*. Ah ah ey gidi gençlik… Resmen okumaya üşenir olmuş. Mutsuz oluyoruz valla böyle olunca (gören de 50 yaşında teyze sanır he). Okuyun, okutun, okumak güzeldir canlar.

Film ile ilgili yazılabilecek çok fazla detay var ancak yazmayı düşündüğüm neredeyse her şey spoiler niteliğinde. Çünkü film, aksiyon türünün hakkını sonuna kadar veriyor ve tek sorun; filmin belli kesime göre yorucu olması. Filmimizin konusu ise şöyle: Emekliye ayrılmayı “düşünen” John arabasını geri alır (ilk filmi izleyenler hatırlar). Amacı rahat ve huzurlu bir hayat geçirmektir ancak John, emekli olması için yardımcı olan eski iş ortağı tarafından Uluslararası Suikastçiler Birliği’ni ele geçirmek için Roma’ya gitmeye zorlanır ve burada kendisine zor bir hedef verilir. John Wick, dünyanın en azılı katilleriyle karşı karşıya kalır.

Öncelikle bu film, ilk filmin devamı ve doğal olarak belli konuları anlamak, karakterlerin “ufak bir kısmını” anımsamak için anılarınızı tazelemeniz gerekebilir. John Wick: Chapter 2, hem aksiyonu bir dakika bile durdurmazken, aynı zamanda John’un hayatı hakkında da bize ipucu vermekten geri kalmıyor. Biricik köpeği ve geçmiş hayatında yaşadıkları, değer verdikleri, tek tek bu filmde detaylandırılıyor. 

Daha ilk saniyesinde aksiyonu damarımıza damarımıza, üstelik en kalitelisinden basan filmde, Roma’nın eşsiz güzelliklerinden de mahrum kalmıyoruz. Modern müzeleri ziyaret ediyor, karanlık dar sokakların arasında geçen silahlı çatışmalara şahit oluyoruz. Filmde asıl dikkatinizi çeken nokta bu olacak; ilk filmde fiziksel dövüş biraz daha fazla öne çıkıyordu, bu sefer John’un silahlarla olan dansına şahit oluyoruz. Hoş ilk filmde de silahların konuştuğunu çok gördük ancak ikinci film, daha fazla “çuv çuv bum zıbam” durumunda. Elindeki silahı bir dakika bile bırakmayan John, yeteneklerini tekrar öne çıkartmayı başarıyor. Efsaneler gerçek arkadaşlar, o kurşun kalem sahnesi var 🙂 

John Wick karakterini mükemmel bir şekilde oynayan sevgili Keanu Reeves, yanına Laurence Fishburne ismini ekleyince ortaya çok hoş diyaloglar çıkıyor. Spoiler olmaması adına detay vermeyeceğim ancak bu ikili karşılaştığında, konuşmalarına dikkat etmenizi öneririm. Alttan tatlı bir gönderme yapmayı ihmal etmemişler.

Oyunculuk kısmı ise tam anlamıyla mükemmel. Eğer aksiyon seviyorsanız, çatışmalardan gerçekten etkilenecek ve hatta belki de bir süreden sonra yorulacaksınız. Zira aksiyon hiç durmuyor. Kişisel olarak bir yerden sonra bizim elemanın kaç adam öldürdüğünü saymayı beceremedim, 30’da kilitlendim o derece 🙂 Keanu Reeves’i takip edenler nasıl bir oyuncu olduğunu bilirler. Hırslı ve intikam peşinde koşan karakterlere çok yakışan Reeves, John Wick karakterine cuk oturmuş. Sert yüz hatlarını filmin sonuna kadar saklamayı başaran ve birkaç sahne haricinde atarlı haline denk gelmediğimiz Keanu Reeves, takım elbisenin yakıştığı sevilen aktörlerden biri. 

Muhtemelen bu filmde eksik olan tek şey senaryonun biraz daha detaylı olması gerektiğidir. Hoş, aksiyonun bol olduğu filmlerin çoğunda, senaryoya gerek kalmaz ancak John Wick, başarılı bir seri olarak devam ediyor. Hatta bu film, ilkinden çok daha başarılı olarak öne çıkıyor. Umuyorum senaryoya bir tık daha müdahale edilir de daha epik bir şekilde John Wick geri döner. Ek olarak bu filmin müzikleri, ilkine oranla çok daha başarılıydı. Aksiyona yakışan notalar seçilmiş; Haim Shapira, Ciscandra Nostalghia ve Oscar Peterson gibi isimleri duymak mümkün.

Benden şimdilik bu kadar. Sonuç mu? İzleyin tabii ki. İyi seyirler!

Assassin’s Creed Filmi Hakkında Söyleyeceklerim Var



Ceyda Doğan Karaş Editor in chief

86 doğumlu. Evli, mutlu, Tauren'li. Star Wars, Doctor Who, Yu-Gi-Oh ve Blizzard delisi. 93'ten beri video oyunlarıyla fazla uğraşıyor ve hayatı onların üzerine şekilleniyor. Korku, macera, psikoloji kitap ve animelerine bayılıyor. Koyu Beşiktaş taraftarı ve cosplay organizatörü. Ayrıca cosplay, vazgeçemediği hobilerinden sadece birisi.