Bizce Star Wars The Force Awakens Neden İzlenmeli? Bizce Star Wars The Force Awakens Neden İzlenmeli?
Star Wars The Force Awakens hakkında merak ettikleriniz, spoilersız ve spoilerlı içeriklerin yanında, gözünüzden kaçmış olabilecek detayları yazdık! Bizce Star Wars The Force Awakens Neden İzlenmeli?

Aradan geçen uzun yıllardan sonra tekrar bir Star Wars filmini sinemada izlemek “mükemmel” bir deneyimdi. 16 Aralık gecesi saatler 00:00’ı gösterdiğinde Kanyon AVM’de Yıldız Savaşları‘nın davetlilerinden biri olarak bulunduğumuz gecede, birbirinden mükemmel kostümlerle heyecanımıza ortak olan ünlüler de vardı. Konuyu çok uzatmayacağım, zira günümüzde Star Wars izlemeyenlerin sayısı bir hayli az. Daha önce hiç Star Wars izlemediyseniz, bu yazıyı derhal terk ediniz, sizi farkında olmadan spoiler‘a boğabilirim.

Disney ve J.J. Abrams’tan aynı anda korkanlara güzel bir haberim var. Star Wars The Force Awakens, bu iki ismin ortaya çıkardığı güzel bir film. Ortada şirin, eğlenceli içerikler yok veya korkulduğu gibi buram buram kokan bir J.J. Abrams ambiyansı yok. İzlerken, muhtemelen mutlu olacak veya gerçekten nefret edeceksiniz. Ben, her iki tarafı da düşünerek sizlere objektif bir yazı yazacağım. Çünkü film, mükemmel değil ancak aslında kötü de değil. Filmin kötü olduğunu düşünen birçok insanın, beklentilerini fazla yukarıda tuttuğunu düşünüyorum ve bu nedenden de hayal kırıklığına uğramaları normal. Eğer henüz Star Wars The Force Awakens’a gitmediyseniz, yukarıda yazdıklarıma dikkat ederek filmi izlemenizi öneririm.

Fragtist star-wars-the-force-awakens-

Star Wars The Force Awakens, bizleri yeni karakterlerle tanıtan, aynı zamanda özlemini çektiğimiz eski Star Wars serilerindeki isimleri de tekrar gün yüzüne çıkartan bir film. Doğal olarak hem yeni karakterlere alışmaya çalışacak, hem de Han Solo gibi karakterler kendisini gösterdiğinde içiniz kıpır kıpır olacak. Film kısaca, First Order yani İlk Düzen‘in tüm galaksiyi tehdit etmesini konu alıyor. Filmdeki kahramanlarımız Finn ve Rey de galaksiyi tehdit eden bu gücün tam ortasında kalan karakterlerimiz. Spoiler vermeden konuyu aktarmak çok zor ancak bilmeniz gerekenler, sevgili Karanlık tarafa tapan Kylo Ren’in oldukça tehlikeli bir karakter olduğu. Kendisi aynı zamanda İlk Düzen’in bir parçası. Amacı da tabii ki bir çok Karanlık tarafı seçen gibi, en güçlü olmak. Bunun için de aradığı özel bir şey var. Kendisini birilerine kanıtlamaya çalışıyor. İşte o aranan özel şey de tesadüf sonucu Rey ve Finn tarafından bulunuyor. (şeyden şey çıkıyor sonra da şey oluyor… Spoiler’sız yazmaya çalışınca “şey”ler havada uçuştu 🙂 )

Spoiler vermeden film konusu yazınca, kelimelerin birçoğu size anlamsız gelmiş olabilir ancak emin olun, daha fazla detay yazarsam spoiler almak istemeyen arkadaşların kalbini kırmış olurum. Bu nedenden filmin direkt eleştirisel kısmına geçeceğim. Star Wars The Force Awakens, birçok Star Wars delisinin “film çok hızlıydı” eleştirine maruz kaldı. Bunun nedeni de olayların fazla hızlı ilerlemesi ve karakterin birçok detayının, bir sır olarak kalması. Aynı zamanda Sith ve Jedi gibi etmenlerin de biraz geri planda kalması. Filmde mantık hatası olan sahneler olsa da onu tamamlayan bir o kadar da önemli detay vardı. Bu bir spoiler sayılmaz; mesela Han Solo’nun Obi-Wan’ın dilinden düşmeyen meşhur “I have a bad feeling about this” sözü, sinemadaki herkesi güldürmeye yetti. Muhtemelen sizi de güldürecek 🙂 Ayrıca eski serilerde yer alan bazı eşyaları, mekanları da bu filmde görebiliyoruz. Bu detay, anılarınızı yeniden canlandırmaya yetecek. Burada kafanıza takılan “eski serilere fazla takılmışlar” cümlesi, muhtemelen içinizi yiyecek. Yemesin; çünkü Disney, direkt kendi başına bir yapımla ortaya çıkıp, her şeyi yepyeni olarak sunsaydı, muhtemelen bu işi başaramazdı. Zaten eski serilere bağlanmadan da konuyu anlatmak imkansız. Star Wars söz konusu olunca, konu konuyu açıyor ve klavyemi durduramıyorum. Bu yüzden size yazacaklarımı olabildiğince son kez kısa tutacağım.

Eğer Star Wars seviyor ve bu konseptin de takipçisiyseniz, yeni filmi izlemenizi öneririm. Bu film, evde izlenebilecek bir film değil. Sinemada izleyip, uzay savaşlarının heyecanını maksimum seviyede yaşamanız şart. Efektler ve gezegenlerin manzaraları mükemmel. Özellikle IMAX izlerseniz ve koltuğunuz da tam ortalardaysa, keyfinize diyecek yok 🙂 Komedi unsurları orta derecede tutulmuş ancak bazı sahnelerin fazla zorlama olduğunu kabul etmek gerek. Muhtemelen Disney, günümüz gençlerinin istediklerini vermeye çalışmış ve bu konuda da başarılı olmuş. Müzik, eski serilerle hemen hemen aynı. Yeni melodiler, aksiyon sahnelerinde değişebiliyor ve kulak tırmalamıyor. Yeni karakterlerimizi ilk tanıdığınızda fazla güçlü olduklarını düşüneceksiniz ancak bir süre sonra kafanızdaki tüm soru işaretleri giderilecek ve tek tek bulmaca parçalarını birleştireceksiniz. Bunun yanında benim kişisel düşüncem, Kylo Ren karakterinin Güç kullanma konusunda çok yaratıcı olduğu. Alışık olduğumuz veya beklediğimiz Karanlık taraf, bu filmde biraz daha farklı boyutlara taşınıyor. Aydınlık tarafta ise bazı olaylar fazla hızlı gelişiyor. Buna rağmen, bir sonraki filmde, birçok detayın daha düzgün anlatılacağını düşünüyorum. Bu nedenden filmi, eleştirisel anlamda yerden yere vurmak mantıksız. Karakterler, çok iyi modellenmiş ve seyircinin sevmesi için de üzerinde iyi çalışılmış. Mekanların modelleme kısmı zaten mükemmel. Uzay araçlarının en ufak detayı bile gözlerinizin şenlenmesini sağlıyor. Ayrıca mekanlar, mümkün olduğunca dolu tutulmuş. Farklı ırkları görmek veya eski filmlerdeki ırkları tekrar beyazperdede izlemek, ayrı bir zevk. Eski atmosferi yakaladığı için yönetmenimizi tekrar tebrik etmek lazım.

Geldik işin asıl detaylı kısmına. Aradan 12 saat geçmedi ki filmi ikinci kere izledim. Neden mi? Çünkü ilk kez izlerken, gözden bazı detaylar kaçabiliyor ve aradan geçen uzun yıllardan sonra ilk defa Star Wars’u sinemada izleme fırsatı olunca, biraz açgözlülük yapmadım değil. Birazdan okuyacaklarınız SPOILER içerir. Okumadan önce bir kez daha düşünmenizi öneririm. Filmi zaten izlemiş biriyseniz, gözünüzden kaçmış olabilecek bazı detayları öne çıkartmak istedim. Ayrıca karakterlerin neden beklenildiği gibi olmadığı veya aslında sevilmeyen karakterlerin, neden mantıklı olduğunu da vurgulamak istedim. Doğru, bazı olaylar mantıksız ancak arkasında yatan hikaye, tahmin ettiğiniz gibi çıkmayabilir 🙂



Ceyda Doğan Karaş Editor in chief

86 doğumlu. Evli, mutlu, Tauren'li. Star Wars, Doctor Who, Yu-Gi-Oh ve Blizzard delisi. 93'ten beri video oyunlarıyla fazla uğraşıyor ve hayatı onların üzerine şekilleniyor. Korku, macera, psikoloji kitap ve animelerine bayılıyor. Koyu Beşiktaş taraftarı ve cosplay organizatörü. Ayrıca cosplay, vazgeçemediği hobilerinden sadece birisi.