Dragon Quest Heroes II İncelemesi Dragon Quest Heroes II İncelemesi

Dragon Quest Heroes II İncelemesi

HaberİncelemelerOyun HaberleriOyun İncelemePlayStation 4 Mayıs 2017 14:34 Ceyda Doğan Karaş

Omega Force, Dragon Quest severleri şaşırtmayı başarmış. Aksiyon, hack&slash türünü sevenlere özel Dragon Quest Heroes II incelememiz sizlerle Dragon Quest Heroes II İncelemesi

Dragon Quest serisinin geçmişi oldukça uzundur. Hikayesi ve karakter seçimleri her oyuncuya hitap etmez ve doğal olarak içerik bakımından bazılarınızı rahatsız edebilir. Bu rahatsızlık, daha çok karakter tasarımları ve diyaloglarıyla sınırlıdır. Açıkçası Dragon Quest Heroes II, kardeşlerinden farklı olmayı başararak belli bakış açısını kırabilecek kadar başarılı bir oyun olarak karşımıza çıkıyor.

Oyun, aslında 2016 yılında Japonya’da piyasaya çıkmıştı. Avrupa çıkışı ise 25 Nisan’da gerçekleşti. PlayStation 4 ve PC platformlarında deneyimleyebildiğimiz oyunumuz, rol yapma, aksiyon, hack&slash türlerine odaklanıyor. Oyunu geliştiren firma Dynasty Warriors serisinden tanınan isim Omega Force, dağıtımcı ise Square Enix.

Oyunumuzun hikayesi bizleri oldukça ilginç ve barış içerisinde yaşayan bir evrene sürüklüyor. En azından bir süre barış içerisinde takılabiliyoruz. Sonrası ise kaos. Oyun, Dragon Quest Heroes: The World Tree’s Woe and the Blight Below’un devam oyunu. Hikaye diyorduk; yedi farklı krallık ve hepsinin amacı barışın sonsuz olmasını sağlamak. Savaş ise bu evrende yasak. Ancak bir gün bu kuralı çiğneyen birileri ortaya çıkıyor ve birden bire tüm krallıklar kendilerini savaş halinde buluyorlar. Bu hikayenin kahramanı olarak amacımız, savaşın kaynağını bulmak ve krallıklara barışı tekrar getirmek.

Bütün hikaye boyunca diğer krallıkların insanlarıyla tanışıyor, onlarla görevler yapıyoruz. Oyunun hemen başında iki karakter arasında seçim yapıyoruz ve maceramız da buna göre şekilleniyor. Seçmediğimiz karakterimiz ise yolculuğumuzda, yanımızdan ayrılmayan biricik kuzenimiz oluyor. 

Dynasty Warriors oyununa hakimseniz, bu oyuna da alışmanız kısa sürecek. PS4 platformunda oldukça rahat kontrollere sahip olan oyunumuzda, seçimlerimiz özgür. Seçimlerden kastım, büyülerimiz ve saldırılarımız. İki farklı saldırının yanında gösterişli combo’larla bir araya gelen vuruşlarımız, büyülerle harmanlanınca ortaya tam bir görsel şölen çıkıyor. 

Oyunda hikaye olarak farklı detaylar öne çıksa bile karakterler ve yaratık modellemeleri Dragon Quest evrenine ait. RPG kısmında ise Omega Force’un diğer yapımlarından bir tık daha yukarıda oyun, diğer Dragon Quest oyunlarından daha farklı harita yapısına ve dövüş mekaniklerine sahip. Öncelikli olarak harita daha büyük ve oyunun bize verdiği sınırlar dahilinde istediğimiz şekilde gezinebiliyoruz. Yaratıklara saldırmak veya saldırmamak, tamamen bizim seçimimize bağlı ve hack&slash türü de burada kendisini belli ediyor. Tabii hikaye gereği kimi zaman savaşmaktan başka çaremiz kalmıyor.

Dövüş mekaniklerinde sıra tabanlı ilerlemek yerine, kılıç ve kalkanımızın veya çift kılıcımızın tadını çıkartabiliyoruz. Karakter seçimimize göre (kesinlikle çift kılıç çok daha eğlenceli) dövüş sistemi de değişiyor. Kişisel tercihim, büyü veya kalkan yerine çift kılıç ilerlemekti. Açıkçası görsel ve hasar olarak daha yoğun olan çift kılıç, dilersek oyunun ilerleyen zamanlarında değişebiliyor. Oyundaki bilinen sınıflar martial artist (dövüş sanatları ustası), mage (büyücü), monk (keşiş), thief (hırsız) ve warrior (savaşçı). Silah seçimimize göre belli sınıflarda oynayabiliyoruz. Silahların yanında çeşitli aksesuarlarla karakterimizi güçlendirmek mümkün. Sınıflarımız çeşitli yetenekleriyle bağlantılı olarak partimizde 4 kişiye kadar adam tutabiliyor. Bu da görevleri daha rahat yapmamızı sağlıyor.

Haritada ilerlerken dümdüz göreve ilerlemek yerine, keşfetmek önemli. Çeşitli hazine sandıkları, karakterimize bol miktarda para veya eşya kazandırabiliyor. Ayrıca mevsim değişiklikleri olan haritada, dövüşürken de hava durumuna göre avantaj veya dezavantaja sahibiz. Ek olarak haritada ilerlerken “Invitation Stones”sayesinde, belli noktalara daha hızlı ulaşabiliyoruz.

Açık dünya elementlerine sahip olan oyunların kimisi çok zor olur ve sık sık ölürsünüz. Bu oyunda işler bizim tarafımızda şekilleniyor. Tam orta şekerli kahve tadında ne çok zor, ne de çok kolay olan oynanışta, açık dünya kısmı da tam tadında. 

Oyunda beni rahatsız eden tek kısım, hikayeye göre ortada bir kehanet var ve bununla birlikte farklı detaylar öne çıkıyor. Bütün oyunun sadece bu kehanete göre ilerlemesi, oyundaki hikaye çeşitliliğini kısıtlıyor. Bu da yan karakterlerimizin, senaryodan dışarıda kalmasına neden oluyor. 

Oyunun müzik kısmı Koichi Sugiyama’ya ait ve oldukça başarılı bir iş çıkarttığını itiraf etmeliyim. Belli noktalarda daha gaza getirici notaların kullanılmasını tercih ederdim ancak oyun, Dragon Quest havasını kolayca yakalıyor. Seslendirme tarafında ister Japonca, istersek İngilizce olarak seçim yapabiliyoruz. Japonca seslendirmeler, önceki seriler kadar başarılı ve duyguları net bir şekilde kavramak mümkün. İngilizce kısım ise bana biraz zorlama gibi geldi. Kişisel tercihim Japonca seslendirme ve İngilizce altyazı oldu, ne de olsa eski serilerin hatırına bazı detayları hatırlamak güzeldir.

Kısacası, uzun süren oynanış süresinin yanında, eğlenceli dövüş mekanikleri ve yaratık modellemeleriyle Dragon Quest Heroes II, türünün sevilen örneklerinden biri. Karakter kişiselleştirme kısmı biraz yavan ancak her türlü biraz kılıç sallayıp, yaratık kesmek adına eğlenceli bir oyun. Dragon Quest serisine hakim olup olmamanız önemli değil, eğer RPG seviyorsanız, bu oyunu muhtemelen beğeneceksiniz. 

Dragon Quest Heroes: The World Tree’s Woe and the Blight Below İçin Yeni Fragman

FRAGTİST DEĞERLENDİRME

8 / 10

Dragon Quest serisine hakim olup olmamanız önemli değil, eğer RPG seviyorsanız, bu oyunu muhtemelen beğeneceksiniz.
Başarılı ara sinematikler
Eğlenceli müzik seçimi ve yaratık modellemeleri
Eski serilere oranla daha özgür evren
Oyuncuyu meşgul edecek birçok görev ve mini oyun barındırıyor
Eski serilere selam çakan karakterler
Ufak tefek bug'lar
Hikayenin fazla düz ilerliyor ve yan karakterler biraz dışlanmış gibi
(Seriye hakim olanlar için) Ne yazık ki ilk oyunlardaki bazı önemli karakterler yok


Ceyda Doğan Karaş Editor in chief

86 doğumlu. Evli, mutlu, Tauren'li. Star Wars, Doctor Who, Yu-Gi-Oh ve Blizzard delisi. 93'ten beri video oyunlarıyla fazla uğraşıyor ve hayatı onların üzerine şekilleniyor. Korku, macera, psikoloji kitap ve animelerine bayılıyor. Koyu Beşiktaş taraftarı ve cosplay organizatörü. Ayrıca cosplay, vazgeçemediği hobilerinden sadece birisi.