Dystoria İncelemesi Dystoria İncelemesi

Dystoria İncelemesi

HaberİncelemelerOyun HaberleriOyun İncelemePC 24 Şubat 2017 07:43 B.Onur Yıldız

Kickstarter'da bağış toplayıp geliştirilen nostaljik uzay oyunu Dystoria'yı inceledik. Dystoria İncelemesi

Kickstarter sağ olsun birçok bağımsız oyun geliştiricisi istediği imkana kavuşup oyununu geliştirebilmeyi başardı. Bu sayede önümüze birçok yaratıcı ve dikkat çekici oyun geldiği gibi piksel piksel grafikleriyle oyunculara nostaljik atmosfer vaat eden oyunlar da gördük.

Daryl Wilson ve Craig Grierson’dan oluşan Tri-Coastal Games’in geliştirmiş olduğu Dystoria da amacı 80’ler atmosferini yaşatmak olan ama bu yolda daha farklı bir grafiksel tarzı deneyen bir bağımsız deneme.

Dystoria, bence gereksiz olan bir açılış sahnesiyle başlıyor. Aniden uzaylılar tarafından kaçırılan karakterimiz kendini bir uzay gemisinde buluyor. Orada ufak bir eğitime girdikten sonra maceramıza başlıyoruz ve neden kaçırıldığımızı, orada ne yaptığımızı anlamaya başlıyoruz. Hikaye doğal olarak bu oyunda pek ön planda değil. Dystoria’nın amacı da bu değil zaten.

Dystoria oynanışıyla ön plana çıkmaya çalışmış, bunu yaparken 3D oyunların yeni yeni türemeye başladığı dönemlerin tarzına bürünmeyi seçmiş gibi. Uzay boşluğunda bulunan bölümlerde gemimiz yer çekimine bağımlı olarak ilerleyebiliyor. Karşımıza çıkan düşmanları yok edip onlardan arta kalan parçaları yağmalayabiliyoruz. Bu yağmaladığımız parçalarla da kendimize yeni gemi alabiliyoruz. Ayrıca savaş alanında bulduğumuz bombaları da kullanabiliyoruz. Yer çekimine bağımlı demiştik; bunu biraz açalım. Oyunda nereye gidersek gidelim bir yüzeyin üzerindeyiz. Sağ, sol, aşağı, yukarı fark etmeksizin gemimiz hep yüzeye göre pozisyon alabiliyor. Bu aslında ilginç bir oynanış fikri. Ancak maalesef, özellikle yüzeyler arası geçişlerin sağlıklı olmamasından kaynaklı olarak, bölüm içerisinde yönümüzü sık sık kaybedebiliyoruz. Bu da oynanışı ciddi anlamda baltalayan, olumsuz bir öge. Tabii ki istediğimiz anda X tuşuna basıp haritayı açabilir ve nerede olduğumuza, bölüm içerisinde başka nelerin olduğuna bakabiliriz. Ancak harita da maalesef pek kullanışlı değil ilk bakışta. Alışmak için biraz zaman gerekiyor. Tüm bunlar da oyunun hızını yavaşlatıp oyuncunun çabuk sıkılmasına neden oluyor. Oynadığımız bölümün neresinde ne var, ne yapmamız lazım anlayana kadar iş işten geçmiş olabiliyor.

Öte yandan oyun tek oturuşta uzun süre kendini oynatacak çapta da değil. Bölüm tasarımları sürekli değişse de maalesef oynanış büyük oranda tekdüze ve sıkıcı bir hal almaya başlıyor. Özelikle yukarıda bahsettiğim yön bulma sorunları oyundan alınan zevki büyük oranda bitiriyor. Kullanılan canlı renkler de bir süre sonra açıkçası göz yormaya başlayınca oyunun tadı ekşiyor maalesef.

Dystoria’nın müzikleri ise çok güzel. 80’ler synth tarzından seçilmiş müzikleri dinlemek ciddi anlamda haz veriyor. Atmosferini büyük oranda bu müziklerden alan oyun en azından bu anlamda takdiri hak ediyor.

Ancak Dystoria bir 20 sene önce çıkmış olsaydı daha çok dikkat çekebilirdi. Günümüzde sadece biraz nostalji arayan oyuncuların bir iki saatlik eğlencesi olabilecek bir oyun gibi görünüyor. Oynanışa dair aman aman bir farklılık getirmiyor, görsel tarzı bir yerden sonra yorucu oluyor ve ilginç bölüm tasarımlarını oyuncuya yeterince gösteremiyor. En büyük olayı yüzeyler üzerinde ilerleyip düşmanları alt etmek olan bir oyunun bunu daha eğlenceli bir şekilde yapmasını beklerdim.

Her şeye rağmen Dystoria nostalji arayan yetişkin oyun severlerin ihtiyaçlarını kısa bir süre de olsa giderecektir.

For Honor İncelemesi
FRAGTİST DEĞERLENDİRME

5 / 10

Dystoria indirimsiz haliyle Steam'deki fiyatına değer bir oyuna benzemiyor.
Başarılı 80'ler tarzı müzikleri
Uzay gemisinin yüzeylerden kopmaması fikri ilginç
Bölüm tasarımları fena değil ve kullanılan renkler oldukça canlı
Yön bulma sorunları
Yön bulamamaktan kaynaklı bölüm tasarımını algılamada sorun yaşayabilirsiniz
Hikaye özensiz, oynanışıyla ön plana çıkmak istemiş ancak o kısım da tekdüze ve sıkıcılaşıyor