Moonlighter – Esnaf mısın, Kahraman mı? Moonlighter – Esnaf mısın, Kahraman mı?

Moonlighter – Esnaf mısın, Kahraman mı?

İncelemelerOyun İnceleme 18 Haziran 2018 16:35 Sonat Samir

Gündüzleri dükkan işletip, akşamları zindanlarda koşturuyoruz. Aslında oldukça basit ancak bir o kadar da harika bir oyun Moonlighter. Moonlighter – Esnaf mısın, Kahraman mı?

Esnaf mısın, kahraman mı?

Neden her ikisi birden olamayasın ki? Moonlighter gündüzleri dükkan işletip akşamları zindanlarda koşturduğumuz muazzam bir bağımsız yapım. 

Moonlighter’da hikaye aslında oldukça basit ancak bir o kadar da etkili. Kendimizi zindanın içerisine atıp, bir güzel dayağımızı yedikten sonra zindan dışına atılıyoruz. Tam bu esnada da aksakallı dede yanımıza gelip (tam bir Decard Cain tipi var dedenin) bize diyor ki; “Bu ailenin son üyesi sensin, bu dükkanı işletebilecek ve bu köyü adam edebilecek tek sen varsın, bırak bu zindan temizleme sevdasını. Hayatını riske ettiğine değmez.” Ancak genç işte kanı kaynıyor, durur mu yerinde, esnaf olmak değil kahraman olmak isteyen ancak bir yandan aile yadigarı olan bu dükkanı da boş bırakmak istemiyor. Haliyle de demin de dediğim gibi gündüzleri esnaf akşamları kahraman olmaya karar veriyoruz. 5. kapı adı verilen ve kimsenin henüz ulaşamadığı zindana ulaşmak için maceraya atılıyoruz. Ancak 5. kapıya ulaşmak o kadar da olay değil. Önceki dört zindana girip her birinin son boss’unu yok etmek ve anahtarları toplamak zorundayız. Hikayeyi daha fazla anlatmama gerek yok, gerisini oynarken keşfetmeniz için burada bırakıyorum.

Genel olarak zindanlardan topladığımız malzemeleri gündüzleri dükkanımızda sattığımız Moonlighter oyununda, aslında dükkan işi de oldukça eğlenceli hazırlanmış. Satacağımız ürünlerin fiyatlarını belirleme işi tamamen oyuncunun eline bırakılmış durumda. Ancak şöyle de bir durum var, dükkana gelen müşterilerimiz ürünleri satın alırken, gözlerinde parlayan altın, gülümseme, ya da üzüntü belirteçleri ürünün fiyatının ne kadar uygun belirlendiğini ifade ediyor. Yani tahmin ettiğiniz gibi gözleri altın parlıyorsa çok ucuz, üzgün ise çok pahalı demek. Ancak merak etmeyin yazının sonunda oyuncular tarafından bulunmuş ve hazırlanmış olan en makul fiyat listesini ekleyeceğim, tabii deneme yanılma ile bulmanız daha eğlenceli olacak onu da belirteyim. Tercih sizin. 🙂

Sattığımız malzemeler ile altına altın demiyoruz ancak zindanlarda ilerlemek üzerimizdeki mevcut ekipman ile gittikçe zorlaşıyor. Haliyle de ekipman edinmemiz gerekiyor, hatta geliştirmemiz de gerekiyor bu da kazandığımız altını harcamamız anlamına geliyor. Şehir içerisine başka satıcıları da davet ediyoruz. Bunlardan bir tanesi zırhları ve silahları yaptırdığımız ve geliştirme için kullandığımız, demirci. Bir diğeri sağlık ve diğer potionları yaptırdığımız simyacı ablamız. Retailer adı verilen ve zindanlardan düşen malzemeleri direkt olarak altın karşılığı satan abimiz. Bankacımız (parayı yatır, kâr elde et). Ve son olarak da Hawker adı verilen dükkanımızı güzelleştirmemiz ve bu sayede daha çok müşteri çekmemize olanak sağlayan süs eşyaları satan abimiz.

Hırsızlara dikkat edin, onları dükkana girerken tespit edebilirsiniz!

Bundan bahsetmişken dükkanı geliştirmeden de bahsedeyim, sonra zindan konusuna geri döneceğim. Dükkanı geliştirirken, direkt satış yaptığımız alanı genişletme ve bu sayede daha çok tezgah koyma seçeneğimiz var. İndirimli ürün tezganı açma şansımız var (yarı fiyatına satılıyor ürünler burada) yazar kasayı geliştirip müşterilerin daha çok bahşiş bırakmasını sağlama gibi opsiyonlar var. Bir de dükkanın arka tarafında bulunan, konaklamamıza olanak sağlayan odamız var, bu odada da yatağımızı geliştirip, yatıp kalkınca daha çok HP toparlamış oluyoruz ve sandıklarımızın kapasitesini arttırabiliyoruz.

Gelelim zindan macerasına. Açıkçası ilk görünüşte Biding of Isaac andırıyor zindanlar. Her kapıdan girdiğimizde rastgele üretilmiş bir oda ve içerisinde rastgele üretilmiş yaratıklar bizi karşılıyor. Karşımıza çıkan yaratıkları döverek ilerlemeye çalışıyoruz ve zindanın daha alt katlarına ulaşarak, son boss’u devirmeye çalışıyoruz. Ancak bu iş hiç de anlattığım kadar kolay olmuyor. Eğer ölürsek topladığımız tüm malzemeler düşüyor ve kendilerine hoşçakal diyoruz. Geliştiriciler risk ve kazanç konusunu güzel ayarlamışlar, ancak aç gözlü davranmak genellikle büyük zaman kaybına sebep oluyor.

Açıkçası çantanızdaki boş yer sayısı iyice azaldığı zaman risk almayıp eve geri dönmenizi tavsiye ediyorum. Tabii diyeceksiniz ki “3 kat aşağı indim çıkarsam baştan başlayacak” haklısınız, belirli bir süre için bu şekilde yapmak gerekiyor, ancak oyunun ilerleyen safhalarında şehre kapı açan bir cihaz ediniyoruz. Belirli bir altın miktarı karşılığında bizim için iki taraflı bir geçiş kapısı açıyor, şehre dönüp eşyaları bırakıp tekrar kaldığımız yerden zindan temizliğine devam edebiliyoruz. Ya da taşımak istemediğimiz eşyalar varsa ama yerde bırakmak istemiyor ve altına çevirmek istiyorsak onun için de özel bir eşya geliyor, bu eşya içerisine attığımız malzemeler tam ederi kadar olmasa da bir miktar altına dönüşüyorlar.

Hazır çanta ve içerisine malzeme sıkıştırmak demişken, ilginç bir konudan daha bahsedeyim. Yerden topladığımız bazı malzemelerin garip özellikleri oluyor. Ne gibi mi? Örneğin oyun bize diyor ki “Bu malzemenin solundaki malzeme anında yok edilir.” ya da “bu malzemenin üstündeki malzeme direkt olarak sandığınıza gönderilir.” gibi gibi bir çok çeşit buluyor. Hatta sadece çantanın alt ve üstü ya da sağ ve sol kenarına yerleştirilebilen malzemeler bile var, yani hiç sıkıntı yokmuş gibi bir de bunlar ile uğraşıyoruz 😀

Oyunun savaş sistemi ise gerçekten çok basit, iki tip saldırı, bir de takla atma hareketimiz var. Bir çok oyunda olduğu gibi iki tip silah taşıyabiliyor eve aralarında geçiş yapabiliyoruz. İlk başlarda her gelen yeni yaratığın saldırı hareketini ve zamanlamasını öğrenirken ter dökebilirsiniz ancak kısa bir süre sonra hemen eliniz alışacak.

Moonlighter’da en zorlu seçimler ne zaman zindanı terk edeceğiniz ya da çıkardığınız malzemelerden kendinize ekipman ya da geliştirme mi yapacağınız, yoksa satacak mısınız kısmında gerçekleşiyor. Günümüz standart aksiyon oyunlarına ufak ve değişik bir soluk getirmiş olan Moonlighter açıkçası bu türü seven herkesin kesinlikle deneyimlemesi gereken, eğlenceli bir oyun olmuş.

Bir sonraki sayfada inceleme içerisinde bahsettiğim ürün satışları için en uygun fiyat listesine ulaşabilirsiniz. 🙂



Sonat Samir

Herşey 1993 senesinde arcade salonunu keşfetmesi ile başladı. Daha sonra eve giren Atari 2600 ile işlerin boyutu çok değişti. Video oyunları artık hayatının vazgeçilmez bir parçası. FRP hobisi ise hayatında ayrı bir öneme sahip.