Kategoriler

Diablo III: Reaper of Souls Ultimate Evil Edition İncelemesi

Diablo, Diablo evet yine Diablo. Yıl 2014 oldu ama hala bilgisayarımızda kurulu oyunlardan birisi başka bir Diablo. Bunun sebebi Blizzard’ın bizi esir etmedeki büyük yeteneği ama bu başka bir dosya konusu.

1997 yılında cehenneme karşı olan savaşımız başlamıştı ve biz bugün hala aynı karanlık yolda ilerlemeye devam ediyoruz. Her seferinde aynı düşman farklı bir et parçasıyla tenimize değmeye ve kül rengi ruhuyla bedenimizi parçalamaya çalışıyor. Peki bu savaşta bizleri neler bekliyor? Geçmişteki mücadelelerden ders çıkartabilecek miyiz? Yoksa gücün esiri olacak ve sadece kazanmak için mi varlığımızı sürdüreceğiz?

wall2-1600x1200

Konumuz, Diablo III: Reaper of Souls Ultimate Evil Edition. Ancak ondan önce Diablo serisinin neden bu kadar sevildiğine ve tabii ki tarihine giriş yapalım. Özellikle Diablo’yu arşivine henüz katmayanlara da güzel bir sebep vermek isterim. Elimizde sayısız detay var ve her biri, bizleri farklı bir dünyaya davet ediyor. Hangisine geçmek istediğimize, yine biz karar vereceğiz.

Diablo, Blizzard’ın PC ve PS platformlarında 1997 yılında piyasaya çıkardığı, hack&slash türünde bir oyundur. Hatta hack&slash türünü tanımlayan oyundur.

Tristram isimli küçük bir kasabada başlayan maceramız, bizleri cehennemin üç lordlarından en büyüğü olan Diablo ile tanıştırıyor. Karanlık ve aydınlık arasındaki tipik savaşın tam ortasındayız. Ancak işimiz sanıldığından daha zor. Kısa bir özet geçmek gerekirse, “biz” korkunç iblisin ruhunu kıracak olan kilidin ta kendisiyiz. Dünyaya kendi karanlığını yaymaya çalışan Diablo, cehennemin kızgın kapılarından çıkmak için kıyasıya bir mücadeleye girerken, karşısında hiç ummadığı bir kahramanı, yani bizi buluyor. İlk oyunda Rogue, Warrior ve Sorcerer ile başladığımız hikaye, ikinci oyunda bir Amazon, bir Necromancer, bir Barbarian, bir Sorceress veya bir Paladin ile devam ediyor. Terör Efendisi yani Diablo, yıkım gücüyle tanınan cehennem lordlarından sadece biri. Tabii bir başkasının bedenine girerek, planlarını daha farklı boyutlara da taşıyabiliyor.

Eklenti paketi ile birlikte beş bölümden oluşan Diablo II, bizi öncelikle Cain ile tanıştırıyordu. Ardından Tal-Rasha’nın mezarını ziyaret ediyor ve Baal’ın da hikayesine ortaklık ediyorduk. Tabii işimiz burada bitmiyordu… Karanlığı kendisine efendi olarak seçen bir gezginin, Baal ve Mephisto ile bir araya gelmesi, cehenneme açılan kapının biraz daha aralanmasına neden olmuştu. Hatta bu yabancı, vücudunu Diablo’ya adamış ve onun hakimiyetini sağlamak için canını hiçe saymıştı. Artık işimiz daha zordu, cehennemin en derin noktalarına inip korkunç üçlüyü durdurmak ve Diablo’yu sonsuz karanlığa gömmek zorundaydık.Dinamikleri ve özellikle oynanış süresi göze alındığında Diablo II, ilk oyuna kıyasla daha başarılıdır.

1 2 3