Final Fantasy XV İncelemesi Final Fantasy XV İncelemesi

Final Fantasy XV İncelemesi

HaberİncelemelerOyun HaberleriOyun İncelemePlayStation 8 Aralık 2016 16:53 Ceyda Doğan Karaş

Kingsglaive FFXV ardından devam eden olayları konu alan Final Fantasy XV, farklı hikaye yapısıyla karşımızda. Detaylar incelememizde Final Fantasy XV İncelemesi

Final Fantasy (FF), bol dram ve gözyaşının bulunduğu serilerden biridir. Herkesin sevemeyeceği içeriklerle doludur. Karakterleri kendisine özgü, farklı maceralara koşarlar ve ana fikirde FF dünyası, aslında karşı konulmaz müziklerle süslendiğinde, birçok oyuncunun tapabileceği serilerdendir. O oyunculardan biri de benim… Bazılarınız için bu seri sağlam bir rol yapma oyunu, bazılarınız için ise sadece hikayesi için zaman harcanmaya değer bir yapım. Ortak noktamız ise hepimiz FFXV’i 10 yıldır bekliyoruz. Final Fantasy XV ile sizi inanılmaz bir hikayeye davet ediyorum. 

FF serisinde birçok karakter, aslında bir yerlerde buluşmuş veya aynı zaman örgüsünde, farklı olayları deneyimlemiştir. Bu da serinin en tatlı özelliğidir. Hatta eğer FFXV’i benim gibi uzun süredir bekleyenlerdenseniz Noctis’in karanlığı temsil edecek bir karakter olarak tasarlanmış olduğundan haberiniz vardır. Lightning Returns’ün güzeli de aydınlığı temsil edecek bir karakter olarak düşünülmüştü. Böylece iki karakterin kapışması planlandı. Ancak FFXIII ters köşe yaptı, sonrasında da değişikliğe gitti ve hikaye farklı noktada tamamlandı. Bir süreden sonra oyunlardan haber alamadık ve karşımıza Kingsglaive’le birlikte FFXV’in ilginç hikayesi çıkarıldı. Bu da ister istemez, FF takipçilerini korkuttu çünkü ya hikaye çok kötü tamamlanacak ya da oynanışta bizi tatmin etmeyecek içerikler çıkacak diye düşünüyorduk. Sevgili Square Enix, umutları boşa çıkartmadı ve FFXV’i beklenenden çok daha iyi olarak karşımıza çıkarttı.

Final Fantasy’yi daha önce oynamadıysanız, kendinizi yabancı hissetmeyin. Bu oyun, kendinizi yabancı hissetmeyin diye elinden geleni yapıyor. Hikayeye daha rahat hakim olmak için benden size tavsiye; önce Kingsglaive Final Fantasy XV’i izleyin. Çok sağlam bir animasyondur. Oyunla olan alakası ise Noctis Lucis Caelum’un çocukluğuna dayanır. Animasyonun en önemli ismi Kral Regis Lucis Caelum‘dur ve onun gücü ise Niflheim imparatorluğunun peşinde olduğu şeydir. İmparatorluğun amacı Lucis krallığındaki kristali çalmaktır ancak kralın emri altındaki büyü gücüyle donatılmış Nyx ve seçilmiş askerden oluşan Kingsglaive birliği buna izin vermemek için elinden geleni yapar. Bu sırada Kral Regis zor bir kararla karşı karşıyadır. Oğlu Prens Noctis ile Niflheim’ın tutsağı Tenebrae Prensesi Lunafreya Nox Fleuret’i (Luna) evlendirerek topraklarının hakimiyetini imparatorluğun emrine verecektir. Kralın pes etmesine rağmen kısa sürede imparatorluğun kötü emellerini gerçekleştirmesi için hiçbir şey uğruna durmayacağı belli olur. Niflheim İmparatorluğu ve dünyanın hakimiyeti arasında duran tek engel Kingsglaive’dir. Büyük savaş başlar…

Kingsglaive ile oyun arasında çok kısa bir süre zarfı var, hatta hemen hemen aynı anda olaylar gelişiyor. FFXV’e başladığımızda, aslında animasyondaki olaylar gerçekleşmektedir. Oyunda biraz zaman harcayınca da Kingsglaive’deki olayları gazetelerden okumaya, radyodan dinlemeye başlarız. Kafalar iyice karıştı mı? Güzel. Şimdi gelelim FFXV’teki olaylar örgüsüne: bu oyunun ana kahramanı genç prens Noctis. TPS bakış açısına sahip olan oyunumuzda, sadece Noctis’i yönlendiriyoruz ve krallığını geri alması için ona yardımcı oluyoruz. Hikaye ise Prens Noctis ve üç dostunun Kral Regis’in emriyle Accordo’nun başkenti olan Altissia’ya, Luna’yı bulmak için görevlendirilmesiyle başlıyor. Böylece Noctis, Lunafreya ile evlenecek ve Lucis ile Niflheim da bu bağlamda bir barış antlaşması imzalayacak. 

Hikayemizi biraz daha genişletecek olursak; çocukluğundan beri arkadaş olan ve oyundaki süreçte birbirlerine kavuşmayı arzulayan Lunafreya – Noctis çifti, oldukça zor zamanlar geçirir. Eğer animasyonu izlediyseniz, farklı bir gücü içerisinde barındıran yüzükten de haberiniz vardır. Bilginiz yoksa spoiler vermeyeyim, animasyonu mutlaka izleyin. Lunafreya’nın amacı seçilmiş kişi olan Noctis’e bu yüzüğü ulaştırmaktır ancak aralarına giren Niflheim imparatorluğu işleri zorlaştırır. 

Söz konusu FF olursa, şimdiden uyarayım yazmaktan bıkmam. Uzun geçmişi ve muazzam dünyasıyla FF serisi, bitmek bilmeyen karakter çeşitliliğine, sağlam hikayeye sahiptir. Gelin biraz da oynanış kısmına bakalım. Hikayeyle alakalı sorunuz varsa, bu yazının altına yorum atabilirsiniz. Zira spoilerden her türlü kaçanlar için daha fazlasını yazamıyorum 🙂 

FFXV’in ana karakterleri Noctis, Gladiolus, Ignis ve Prompto. İnanılmaz dostlukları, çok uzun zaman öncesine dayanıyor ve birbirleri için yapmayacakları fedakarlık yok. Noctis, onlar için bir prens veya kral gibi değil. Yorucu ve uzun yolculukta, birbirlerine destek oluyorlar. İşin güzel yanı da bu, FFXV’te daha önceki birçok FF serisinden farklı olarak, uzun süredir birbirlerini tanıyan bir ekiple baş başayız. Yeni kurulan arkadaşlıkları kenara bırakıp, zaten uzun süredir dost olan bu dörtlünün hikayesi, kardeşlikten de öte. 

Final Fantasy XV Son Bir Senede Biraz Değişti

İnişi ve çıkışı bol olan FFXV, sadece hikaye tabanlı bir oyun ve az önceki satırlarda yazdıklarımdan çok daha fazlasını içeriyor. Bu nedenden Luna ve Noctis’in kim olduklarından çok, arka plandaki hikayeye odaklanmanızı öneririm. 

FFXV, önceki birçok FF serisinden farklı olarak sıra tabanlı değil. Alıyoruz kılıcımızı, açık dünyaya salıyorlar bizi, önümüze geleni kesiyoruz. En azından kısmen… Yeni nesil oyunların birçoğu, aksiyonu doyasıya yaşatan içeriklere sahiptir. Hele ki söz konusu açık dünya ise dengeyi çok iyi korumak gerekiyor. FFXV, ağabeylerinden güzel ders almış. Sevgili yapımcı firma, bizi “çok özgür” bırakmıyor ancak maksimum derecede, FF oynayanlar için dolaşılması kocaman dünya vermekten geri kalmıyor. Haritanın belli noktalarına gidememekten çok, ufak detayları düşünelim. Zıplamak, koşmak gibi aksiyonlar serbest ancak tırmanmak veya çok yüksek yerlere çıkmak yasak. Sonuç olarak FF serisine oldukça yabancı bir oynanışa sahip olsak da yeni nesil oyunlara yaklaşan FFXV için, bu bile büyük gelişme.

Araç kullanımı da aynı şekilde kısıtlı. Regalia isimli otomobili kullanırken, yoldan çıkmak gibi bir lüksümüz yok. Dağa, bayıra, çayıra sürmek yerine ana yollardan geçebiliyoruz. Dilersek Noctis olarak sürücü olabilir veya partimizdeki dostlarımızın kullanmasına izin verip, manzaranın tadını çıkartabiliriz. Otomobilde yapabildiklerimiz U dönüşü yapmak, haritada işaretlenen mekana otomatik veya manuel sürüş yapmaktan fazlasını içermiyor. Aman dikkat, aracın benzini biterse yarı yolda kalırsınız. Olur da Chocobo isimli devekuşlarına sahipseniz, işte orada iş değişiyor. Bu arada belli yerleri birkaç kere ziyaret ettikten sonra “fast travel” özelliğini kullanabiliyoruz. 

Chocobo sahibi olmak için yan görevlerden birini yapmak gerekiyor ve onları sadece kiralayabiliyoruz. Friends of a Feather isimli yan görevi tamamlarsak, en fazla 1 haftalık olacak şekilde Park alanlarından Chocobo kiralamak mümkün. “Friends of a Feather” için ana görevin belli bir kısmını tamamlamak gerekiyor. Bu görev, aynı zamanda Behemoth isimli yaratığı öldürmekle tamamlanıyor. 

Hazır görev dedik, biraz da oyundaki görev sisteminden bahsedelim. Ana görevin dışında, birçok yan görev yapabiliyoruz. Çeşitli restoranların sahipleri veya kasiyerleri ile konuşup, onlardan avlanma görevleri alıyoruz. Bu görevler çok sağlam “gil” (oyun içi para) kazandırıyor ve bazıları da yeni eşyalar, otomobilimizi özelleştirmek için çeşitli aksesuarlar verebiliyor. Sadece ana hikayenin görevlerini yaparsak, tahmini 40 – 50 saat arası oynanışa sahibiz. Olur da yan görevlere abanırsak, hemen hemen 200 saatlik oynanış bizi bekliyor ve tavsiyem kesinlikle sadece ana hikayeye odaklanmayın. Yan görevleri yaparken, ekibin arasında geçen komik diyalogları, başlarından geçen ilginç olayları kaçırmamanızı öneririm. 

Diğer FF oyunlarının aksine bu oyunda, ana karakteri yönlendiriyor ve onun güçlenmesine şahit oluyoruz. Oynanışı etkileyen en önemli detay da bu. Noctis, Gladiolus, Ignis ve Prompto’nun kendilerine ait özellikleri ve yetenekleri var. Ayrıca Noctis’i yönlendirsek bile diğer üç karakter, kendilerine has yapay zekaya sahipler. Seviye atladıkça ve AP kazandıkça yeni yetenekler açıyoruz. Bu yetenekler ve özellikler, tüm ekibi etkiliyor. Oyundaki yetenek sistemi “ascension” olarak adlandırılmış. Bu kısımda sadece Noctis değil, diğer karakterlerin de özelliklerini geliştirebiliyoruz. Her yetenek takım savaşı, çeşitli dövüş mekanikleri veya kurtarma anındaki bonuslar gibi dallara ayrılıyor. Bunların yanında bir de Noctis için “balık tutma”, Gladiolus için “hayatta kalma”, Ignis için “yemek yapma”, Prompto için “fotoğraf çekme” becerileri var. Her beceri, diğer karakterlerin becerilerini etkiliyor. Balık tutarken, yemek için gereken bir şeyleri bulabiliyoruz. Fotoğraf çekme becerisi ise işin geyiği ancak oyun sonunda her bir fotoğrafın neden önemli olduğunu anlıyoruz. Ayrıca, her bir fotoğrafın da arkasında güzel bir hikaye var. 

Final Fantasy XV’yi Bir De Elijah Wood Gözünden Görün



Ceyda Doğan Karaş Editor in chief

86 doğumlu. Evli, mutlu, Tauren'li. Star Wars, Doctor Who, Yu-Gi-Oh ve Blizzard delisi. 93'ten beri video oyunlarıyla fazla uğraşıyor ve hayatı onların üzerine şekilleniyor. Korku, macera, psikoloji kitap ve animelerine bayılıyor. Koyu Beşiktaş taraftarı ve cosplay organizatörü. Ayrıca cosplay, vazgeçemediği hobilerinden sadece birisi.