Astroneer – Alfa Erken Erişim İncelemesi Astroneer – Alfa Erken Erişim İncelemesi
Düşük poligonlı renkli gezegenleri ile Astronner, survival oyunlarına yeni bir soluk getiriyor. No Man's Sky'ın yapamadığını yapıyor mu? Astroneer – Alfa Erken Erişim İncelemesi

“Houston, bir problemimiz var!”

Astroneer için düşük sayıda poligonlardan oluşan rengarenk gezegenlerin üzerinde hayatta kalma oyunu desem yeterli olmaz sanırım. Ekip olarak “artık çıksa da tadına baksak” diye ilk duyurulduğundan beri beklediğimiz muhteşem bir oyun. Sonunda Steam üzerinden erken erişime geçti, daha dakikasında oyunu indirdik ve oynamaya başladık. Aklımızdaki ilk soru No Man’s Sky‘ın yapamadığını yapabilecek miydi? Cevabı net şekilde aldık. Evet.

Çok hızlı oldu değil mi? Ancak biraz detay vermeden olmaz.

Tek kişilik pod ile renkli gezegene iniş yaptıktan sonra ilk adım mineralleri tanımak, yapılacak istasyonları keşfetmek, elimizdeki cihaz ile yeri şekillendirmek derken bir de bakmışız ki altımızda dört tekerli aracımız ile etrafta dolaşıyor ve malzeme topluyoruz. Topladığımız malzemeleri aracımıza yükledikten sonra üsse geriye dönmüşüz ve araştırma (Research) için birkaç garip bitki hatta düşmüş bir uzay aracının parçasını getirmişiz. Ancak gerekli araştırmayı yapmak için enerjiye ihtiyacımız var. Tamam enerjiyi etraftan az da olsa topluyoruz ancak bu iş böyle olmayacak bir Solar Panel (Güneş Paneli) yapsak işler daha kolay olacak diye düşünüyoruz. Tekrar yola koyulduk ve güneş panellerimiz için gerekli malzemeyi topladık, paneli yaptık ve araştırmayı başlattık. Bakalım bu sefer ne keşfedeceğiz.

Astroneer’da bir gezegen üzerinde hayat kurmaya çalışıyoruz. Ancak oyun ilerledikçe gördük ki hayatı sadece bir gezegen üzerinde kurmuyoruz. Başka gezegenlere de gidebiliyormuşuz. Çünkü uzay gemisi yapabiliyormuşuz! *Holywood dublajı ile* Lanet olsun aradığımız tat işte bu dostum!”.

Bu uzaya açılma olayını öğrendiğimiz an dedik ki “Tamam, No Man’s Sky’ın yapamadığını yapmışlar”. Farklı habitatlara sahip, farklı gezegenler keşfedilmeyi bekliyor! Hemen şu noktada dile getirmem gerekiyor. Her ne kadar onun gibi FPS değil TPS oynanışa ve düşük poligonlara sahip olsa da içerik olarak çok çok daha geniş bir oyun olmayı başarmış Astroneer.

Oldukça basit oynanışı ile Minecraft ve No Man’s Sky arasında çok ince, çok tatlı bir çizgi yakalıyor. Her şey bir gezegen üzerine iniş yapmamız ile başlıyor. İniş yaptığımız Pod aracılığı ile oyunu kayıt (save) edebiliyoruz ayrıca araçlara binip indiğimiz zaman da yine save alıyor aklınızda bulunsun. Tek bir yükleme ekranı ile bütün gezegeni özgürce dolaşabiliyoruz. Tabii oksijenimiz yettiği kadar. Ancak merak etmeyin oksijen için de oyunda bir çok çözüm mevcut. Tek yapmamız gereken keşfetmek.

Minecraft gibi dememin en büyük sebebi gezegen üzerinde elimizdeki cihaz sayesinde yeri, zemini istediğimiz gibi deforme edebiliyor olmamız (terraform). İster çukur kazıyor, ister tepeler yapıyoruz. Aynı zamanda bu cihaz ile etraftaki mineralleri de topluyoruz. Sırtımızda sekiz hazneli bir çanta var. Ancak yukarı satırlarda anlattığım gibi araçlar yaparak, bu araçlar sayesinde yanımızda daha çok mineral ya da ekipman taşıyabiliyoruz. Oyunda hiç bir geliştirme (upgrade) ve tamir sistemi bulunmuyor. En azından şimdilik. Oyun ne de olsa pre-alfa (alfa’nın da öncesi) konumunda, ilerleyen dönemlerde bizi ne gibi sürprizler bekliyor bilemiyorum.



Sonat Samir

Herşey 1993 senesinde arcade salonunu keşfetmesi ile başladı. Daha sonra eve giren Atari 2600 ile işlerin boyutu çok değişti. Video oyunları artık hayatının vazgeçilmez bir parçası. FRP hobisi ise hayatında ayrı bir öneme sahip.