Assassin’s Creed Odyssey | İnceleme Assassin’s Creed Odyssey | İnceleme

Assassin’s Creed Odyssey | İnceleme

İncelemelerOyun İncelemePC 9 Ekim 2018 20:37 Sonat Samir

Assassin's Creed Odyssey için beklentileri düşük olanlar bizce bir kez daha düşünmeli ve tarafsız olarak bu oyuna bir göz atmalılar! Assassin’s Creed Odyssey | İnceleme

Hani demiştim ya hatalar var tekrar edilen diye, bir tanesi isteğe bağlı ekstra yan görevler, bakın ekstra diyorum bu önemli. Yine bir önceki oyundaki gibi zamana karşı yapılan görevler var yani, aslında bunlara günlük görevler de diyebiliriz. Hani şu MMO’lardan alışkın olduğumuz, önceki oyunda da vardı bunlardan ama oldukça azdı. Burada biz alıp yaptıkça yerine yenileri ekleniyor, eh zaten hikayeye de çok etki eden görevler de değiller. Tamamen keyfinize kalmış. Yan görevler demişken ekleyeyim, gerçekten keyifli yan görevler var oyunda, ben sıkılmadan her birini tamamlayarak bir sonraki bölgeye ilerlemeyi tercih ettim.

Hatta bir tanesi özellikle aklımda kaldı, Artemis’in kızlarının lideri olan ablamızdan aldığımız oldukça büyük bir yaban domuzu ile efsanevi bir savaş veriyoruz. Bu özel domuzu avlama görevinin özellikle Artemis’in kızlarının lideri tarafından verilmesi de güzel bir detay olmuş.

Bu arada bir diğer sıkıtı ise biraz tartışmalı, yani her oyuncu sevmeyebilir, benim hoşuma gitti açıkçası ama düşmanlarımız bizimle birlikte seviye atlıyor ve en fazla iki seviye altınızda kalıyorlar. Yani 10. seviye bir düşmanı 20. seviyeye ulaşayım da gelip döveyim derseniz bir bakıyorsunuz 18 olmuş. Dediğim gibi burası biraz tartışmalı kimi oyuncunun seveceği, kiminin ise sevmeyeceği bir yapı olmuş.

Seviye konusuna girmişken bir de ödül avcıları yani Bounty Hunter’lardan bahsedeyim. Eğer çok fazla sivil öldürürseniz daha da bir başımıza bela olan bu avcılar sürekli haritada geziyorlar ve en olmadık zamanlarda “buldum seni haha!” diyerek mevzuya dalıyorlar. Ekranın hemen sağ alt köşesinde ise peşimizden kaç tane avcı geliyor görebiliyoruz, açıkçası bu arkadaşların sayısı 3 ve üzeri olduğu zaman ciddi mevzu kopuyor, iyi de dövüşüyorlar, üstelik kendilerinin de ekstra özellikleri oluyor.

Misal bir tanesi yanında evcil hayvanı (kedi falan değil, bildiğin aslan) ile gezerken, kimisi zehirden daha az etkileniyor. Kimisi ise uzak mesafeli saldırılara karşı daha dayanıklı. Eveeeet, LoTR Shadow of War dediğinizi duyuyorum, ancak bu iyi bir durum, kötü değil, daha keyfili olmuş.

Bu abiler ve ablaları dövdükçe avcı listesinde yukarıya doğru tırmanıyoruz, haliyle de zorlaşmaya başlıyor. Hatta oldukça yüksek seviyede gidip katılabileceğimiz bir arena dövüş daveti de elimize ulaşıyor. Yani yediğimiz haltın, devirdiğimiz güçlü avcıların sesi uzak diyarlara kadar gidiyor. Bu da açıkçası oyuncuya gaz veriyor.

Yine önceki oyunlardan alışmış olduğumuz eh zaten alışmasak bile olmak zorundaydı, gemi konusu var. Yine gemi savaşları bizleri bekliyor, uzak diyarlara yelken açarken istersek sağa sola dalabiliyoruz. Ancak sivillere dalmak demek yine üstümüze ödül koyulması demek. Demin bahsetmedim ama şimdi bahsedeyim, üzerimize ödül koyulduğu zaman, kimin bu ödülü koyduğu haritada görülebiliyor, istersek gidip kendisine para verip ödülü kaldırabiliyoruz ya da kendisini ortadan kaldırabiliyoruz. Bu durumda da peşimizdeki avcılar tabii ki bizi öldürseler bile ödüllerini alabilecekleri bir adam kalmayınca bizi kovalamayı bırakıyorlar.

Yine Shadow of War kıvamında bir olay daha var, ama güzel entegre edilmiş ya da bana bu hissiyatı verdi o da olabilir. Bölgelerde savaşlar sürerken bizler de bölgelerin liderlerini güçsüzleştiriyoruz, bunu yapmak için de bölgede liderlerin sahip olduğu ne var ne yoksa yok ediyoruz ve lideri alaşağı ediyoruz. Sonrasında ise bizi meydan muharebesi bekliyor. Kazanıyor ve bölgenin ele geçirilmiş olmasını sağlıyoruz. Tabii bazen de savunmak gerekiyor.

Oyunun haritası büyük demiştim ya, Witcher kıvamında gezeyim göreyim kafasına girerseniz keşfedilebilecek çok yer var. Hatta ben henüz denk gelememiş olsam da gizli bölgelerde bütün tanrılar bir şekilde serpiştirilmiş diyorlar. Açıkçası kendime spoiler yapmamak için kurcalamadım, o nedenle şurada var diyemiyorum şimdilik.



Sonat Samir

Herşey 1993 senesinde arcade salonunu keşfetmesi ile başladı. Daha sonra eve giren Atari 2600 ile işlerin boyutu çok değişti. Video oyunları artık hayatının vazgeçilmez bir parçası. FRP hobisi ise hayatında ayrı bir öneme sahip.