Call of Duty: Ghosts İncelemesi Call of Duty: Ghosts İncelemesi
Yıl 2003. İTÜ Vadi (Erkek) Yurtları’ndayız. “Aaabi Call of Duty diye bir oyun çıkmış, gel bak süper” diye bilgisayar başına oturtuldum. Medal of Honor... Call of Duty: Ghosts İncelemesi

fragtist_call_of_duty_ghosts-2

Picture 1 of 11

Spoiler yok korkmayın, oyunun başı. Oyunun hikaye anlatım zayıfsa da şu sahnelerde Gravity filmini izleyenler bir titreyecektir şüphesiz.

Yıl 2003. İTÜ Vadi (Erkek) Yurtları’ndayız. “Aaabi Call of Duty diye bir oyun çıkmış, gel bak süper” diye bilgisayar başına oturtuldum. Medal of Honor falan vardı o aralar benzer, çok da severdim. Kulaklıkları taktım ve arkadaşın kaldığı bölüme girdim.
“GO GO GO!!! WAKE UP AND SMELL THE COFFEE!!!” diye bağırdı biri, karanlık ekran açılırken “Bu ne? Noluyo?” demeye kalmadan GÜÜÜÜÜMMMMMM gözümün önüne bir havan topu indi ve koşturma başladı. Önümdeki 20 dakika boyunca, beni acayip etkileyen bir oynanış vardı. Yanımda (duyduğum en iyi ses efektiyle) bomba patlayınca kulağımın çınlaması, benimle beraber savaşan, ölen takım arkadaşlarım… O zamana kadar hiçbir oyunda almadığım kadar savaş hissini almıştım. Medal of Honor’ın Normandiya sahnesinden sonra başka bir savaş oyununu bu kadar beğeneceğime ihtimal vermiyordum ama Call of Duty’yi ve sonra Call of Duty 2’yi de hem Normalde, hem de üst iki zorluk seviyelerinin hepsinde (ki CoD’de klasik sağlık sistemi vardı ve en üst zorlukta sağlık paketleri çıkmıyordu, en çılgınca zorlayıcı FPSlerdendir kanımca) bitirdim. Call of Duty 3 PC’ye gelmeyince, seriyle aramıza mesafe girdi.
CoD4: MW beni yine çok etkileyen bir oyun oldu. Dünya savaşından modern çağa kayan konsept, hem karakterleriyle, hem oynanışıyla güzel işlenmişti ve akıllarda kalan bir oyun oldu. Bir yandan da CoD multiplayer olarak gittikçe yükseldi ama ben o kervana hiç girmedim. Sonraki oyunları da uzaktan ve geriden takip ettim. Eski oyunlar kadar da keyif alamadım. En son Black Ops’u oynadığımdaysa, hayalkırıklığına uğradım. O zorlu, keyifli savaş hissi gitmiş, yerini script olaylara bırakmış, interaktif filmden bozma, virtua cop ya da duck hunt oynarmış gibi hissettiren bir oyun gelmişti. Her ne kadar hikaye anlatım için seçtileri kurgu güzel olsa da, oynanış açısından beni çok sıkmıştı. O sıkıntıyla da yine multiplayerına dokunmadım. Black Ops 2’yi de oynamadım, zira serinin gözümde daha da düşmesini istemiyordum.

Fakat Call of Duty: Ghosts’un ön incelemesini, ilgili röportajları vs okurken, yapımcıların sürekli değişime vurgu yaptığını gördüm ve anlatılanlar hoşuma gitti: Acaba Ghosts, seriyi sonraki aşamaya çıkarabilecek miydi? İşte CoD: Ghost’un steam ikonuna tıklarken, aklımdaki soru buydu. Bu arada kısa bir not, bu inceleme temel olarak oyunun campaign kısmını ele alacak. Multi için ayrıca yazıyoruz. Yazı spoiler içerebilir ama şunu da söylemek istiyorum: Şaşırılacak bir kısım, bir plot twist yok oyunda. O yüzden korkmanıza da çok gerek yok .

Call of Duty: Ghosts, yeni bir dünyayla karşımıza çıkıyor. İlk CoD’ların dünya savaşı ya da MW’nin Price’lı, Soap’lu dünyası değil bu. Ortadoğudaki petrol kralları çökünce (niye çöküyorlar?), güney Amerika kartelleri güçleniyor (sebep?) ve birleşip Amerika’ya girişiyorlar (nasıl? niye?). Parantez içlerinden görebileceğiniz gibi, oyunun bizi soktuğu bu yeni dünya hakkında bize kısaca şunu diyorlar: “Hacı Amerika iyi adam, Meksikalılar falan kötü adamlar. Sen de bir silahsın, ileriliyosun, savaşıyosunuz.”
Benim gibi hikayeye önem veren biri için bu büyük bir hayalkırıklığı oldu tabii. Derin bir hikaye beklemiyordum bir FPS’ten ama yeni bir ortama sokarken, en azından o ortamı düzgün kurgulasaydınız ya da kurguladıysanız bunu bizimle oyunda paylaşsaydınız diye düşünüyor insan ister istemez.

Neyse, gelelim anlatıma. Bir hikayeyle başlıyoruz. “Derler ki bir grup asker, çok az kişiyle bir sürü düşmanı almış, o kadar accayipmiş ki, okkadar inanılmaz ki, yani o kadar olur, zaten düşmanları da inanmamış ve bu korkunç askerlerin hayalet olduğunu söylemişler…” diye adeta bir Lovecraft açılışı yapan Ghost, şakayla karışık yazdıysam da, aslında ilgimi çekti (en azından tema olarak… hikâye anlatımı başlayana kadar… işte biraz yani…). Bu Ghost teması oyun boyunca karşınıza çıkıyor. Bölümlerin başındaki yükleme ekranlarında konuşan ve bize olayları anlatan kardeşimiz sürekli “Off bu Ghostlar var ya…. off bugün ghost gördüm!!! Ghst çk gçl bi kr tmmmı???” şeklinde beynimizi yiyor.



Ekrem Atamer

Oyun oynamaya bir başlayıp bir daha bırakamamış, Blizzard ve Valve'ı fazlasıyla seven adam. Naber?