Styx: Shards of Darkness İncelemesi Styx: Shards of Darkness İncelemesi

Styx: Shards of Darkness İncelemesi

HaberİncelemelerOyun HaberleriOyun İncelemePC 14 Mart 2017 16:30 Ceyda Doğan Karaş

Süper hırsız Styx, Styx: Shards of Darkness ile geri döndü. Daha zorlu hırsızlıklar bizi bekler. Karşınızda Shards of Darkness incelemesi. Styx: Shards of Darkness İncelemesi

Gizlilik öğelerine odaklanmış oyunlar, gün geçtikçe kolaylaşıyor ancak Styx, günümüzdeki birçok oyundan farklı olarak Dark Souls kıvamındaki çirkinlikleri de bünyesine dahil ediyor ve eğlenceli bir gizlilik oyunu olmayı başarıyor. 

Styx, bugüne kadar bildiğiniz bütün oyun karakterlerinden çok farklı. Duruşu, konuşması, yetenekleriyle Styx, Styx: Shards of Darkness ismiyle tekrar oyun dünyasındaki yerini aldı. Cyanide’in geliştirdiği ve Focus Entertainment‘ın dağıtımcılığını yaptığı oyun, tam anlamıyla gizliliğin tadını çıkartmanızı sağlıyor. Hayatını hırsızlık üzerine odaklayan bir goblin olan Styx, doğal olarak sayısız düşmana ve bir o kadar da dosta sahip. Çünkü hırsızlık konusunu ondan daha iyi yapan biri yok.

Styx karakterini tanımayanlar veya hafızasını tazelemek isteyenlere Of Orcs and Men adını hatırlatmak isterim. 2012 yılında piyasaya çıkan aksiyon ve rol yapma oyununda görülen ve ardından kendi oyununa kavuşan Styx, ilk oyunu olan Styx: Master of Shadows’ta World Tree yani Yaşam Ağacı’nın kalbine giden yolculukta ilginç maceralara atılmıştı. Bu yolculukta ona eşlik ederken, Styx hakkında daha fazla bilgiye sahip olmuştuk ve gizemli toprakların güzelliklerini keşfetme şansına erişmiştik.

Styx: Shards of Darkness, serinin ikinci oyunu ve ilk oyuna oranla daha zor, gizlenme konusu ise daha hassas. Bu oyunda hikaye konusunda şaşırtıcı geçişler veya beklenmedik olayları bir kenara bırakın. Shards of Darkness, hikayeden çok eğlenceli oynanışıyla öne çıkıyor. Özet olarak amacımız, karanlık elflerin neden cücelerle ittifak kurduklarını ortaya çıkarmak için Dark Elf şehrinde Körangar’a sızmaya çalışmak.

Oyunda ilk öne çıkan eğlenceli kısım, her öldüğümüzde Styx’in bize laf sokması. “Ben oraya geleyim ve kontrol edeyim, sen de gel burada acı çekerek öl ne dersin?” veya “Utanılacak bir şey yok, oyunun zorluğunu biraz düşürebilirsin. Kimseye söylemem” benzeri sözlerle her öldüğümüzde karşımıza çıkan Styx’in Terminator 2’den “I will be back!” göndermesi de gözden kaçmıyor. Tabii kişisel fikrim, bir yerden sonra bu konuşmaların fazla bayması. Eğlence yapalım derken yapımcı firmanın oyuncuya sürekli laf sokan bir gobline hayat vermesi, kimi zaman sabır taşının çatlamasına neden olabiliyor. Bu arada, ölür ölmez konuşmayı geçme şansımız da var. 

Oynanış kısmında eğer ilk oyunu oynadıysanız, hemen hemen her detay aynı. Eğer konudan uzaksanız, ilk dakikalarda oyun size nasıl davranmanız gerektiği veya düşmanlardan nasıl gizlenebileceğinizi öğretiyor. Bu oyunda “aksiyon” yok. Bunu bir kenara yazın. Karanlık, bizim en yakın dostumuz. Gölgeler arasından, ses çıkarmadan, sabırlı bir şekilde hedefimize ulaşmamız önemli. Kimi zaman boş fıçıların içerisine saklanıyor, kimi zaman ise eski çatıların üzerinden pusuda bekliyoruz. Tabii zorlu göründüğü kadar bol mantık hatasına sahip olan oyunda, hemen hemen her şey zorluk derecesine bağlı. Oyunu kolay modda oynarsanız, yapay zeka sizi uzun sürede fark edemiyor. Zorluğu arttırdıkça oyun, daha eğlenceli hale geliyor. Bu arada oldu da düşman sizi gördü diyelim, saldırıya geçmek genelde anlamsız. Çünkü birkaç saniye içerisinde yakınınızda kim varsa size saldırıya geçecek demektir ve bizim olayımız da hırsızlık olduğu için goblinimiz bu konuda çok dayanıksız.

Hazır gizlilik dedik, bu konuyu biraz daha açalım. Dövüş sistemi, aslında tam olarak yok. Hedefimize yaklaşırken her seferinde dikkatli olmalı ve tek hamlede ölmelerini sağlamalıyız. Düşmanı takip etmek de bir çeşit taktik sayılır. Kenarda içeceği bir içkisi veya atıştıracağı yiyeceği varsa, onları zehirleyebilir, ölümünü hızlandırabiliriz ancak bunu yaparken de cesedin ortada kalmamasına dikkat etmek gerekiyor. Rakibi öldürdükten kısa süre sonra cesedini yakınlardaki bir sandığa saklayabilir veya bataklığın karanlık sularında gömülmesini sağlayabiliriz. Kısacası bu oyunda çok sabırlı olmalı ve birlikte gezen düşmanları ayırmalı, yalnız yakalayıp, sessizce öldürmeliyiz. Eğer düşmanlar sizi fark ederse, bitireceğimiz bölümden eksi puanı zaten kapıyoruz. Bu nedenden, en son kayıt noktamızdan her şeye baştan başlamak daha doğru bir seçim olacaktır. İstediğimiz zaman oyunu, eğer kaçış haline değilsek kaydedebiliyoruz.

Gölgeler bizim dostumuz demiştik, bu konuda binaların dışındaki meşaleler de en büyük düşmanımız oluyor. Kimseye görünmeden onları söndürmek önemli. PC platformunda oynayanlar için “R” tuşuna basarak Styx’in farklı bir görüş alanına geçiyoruz. Burada düşmanlar kırmızı kırmızı parlıyor ve bakış açılarını da görebiliyoruz. Sarı görünen eşyalar ise düşmanların etkileşimde olduğu, görevimizi, açılabilir kapıları veya çeşitli tuzaklar kurabildiğimiz eşyaları temsil ediyor. Yakın dövüş olayına pek giremesek bile yeteneklerimiz, belli konularda bize oldukça yardımcı oluyor. Yeteneklerimiz; Stealth, Kill, Alchemy, Cloning ve Perception olarak beşe ayrılıyor. Stealth, adı üzerinde gizlilik ve yüksek yerlerden atladığımızda, görünmezlik yeteneğimizi kullanırken hiçbir şekilde ses çıkartmama gibi özelliklere kavuşmamızı sağlıyor. Kill, öldürme konusundaki yeteneklerimizi güçlendiriyor. Bu yetenekler arasında 3 metreden uzun düşmanları öldürebilme, düşmandan sıyrıldıktan hemen sonra onu öldürebilme gibi detaylar var.

Alchemy (simya), çeşitli tuzakları kurabilme, maymuncuk yapabilme veya zehir yapıp silahımıza sürebilme gibi yeteneklere kavuşmamızı sağlıyor. Cloning, goblinimizin en önemli yeteneklerinden biri. Styx, kendisine benzer bir klon yaratıp, onu kontrol edebiliyor ve bununla birlikte düşmanın dikkatini başka noktaya çekebiliyor. Biz de o sırada Styx olarak, hedefimize yaklaşabiliyoruz. Cloning’de yarattığımız klonu güçlendirebiliyoruz. Klonun duman püskürmesini veya ölümcül anlarda Styx’in yerini almasını sağlayabiliyoruz. Son yeteneğimiz olan Perception ise adı üzerinde algı konusuna odaklanmış durumda. Hırsızlık hislerimiz dahil olmak üzere, düşmanların adımlarını çok uzaktan duyabilme veya kokularını alabilme gibi yeteneklere Perception sayesinde sahip olabiliyoruz.

Yeteneklerimizin yanında hırsız goblinimiz çeşitli eşyalar da yaratabiliyor. Bu eşyalar, daha çok tek hamlede öldürmeye, canımızı doldurmaya veya dikkat dağıtmaya yönelik. Binalara girdiğimizde Insect Egg, Raw Amber, Iron Ore gibi çeşitli malzemeleri toplayabiliyor ve doğru materyalleri bir araya getirerek, ihtiyacımız olabileceğini düşündüğümüz eşyalar yaratabiliyoruz. 



Ceyda Doğan Karaş Editor in chief

86 doğumlu. Evli, mutlu, Tauren'li. Star Wars, Doctor Who, Yu-Gi-Oh ve Blizzard delisi. 93'ten beri video oyunlarıyla fazla uğraşıyor ve hayatı onların üzerine şekilleniyor. Korku, macera, psikoloji kitap ve animelerine bayılıyor. Koyu Beşiktaş taraftarı ve cosplay organizatörü. Ayrıca cosplay, vazgeçemediği hobilerinden sadece birisi.