Minecraft: Story Mode İncelemesi Minecraft: Story Mode İncelemesi
Minecraft hayranı olsanız da olmasanız da macera türünü seviyorsanız, Minecraft: Story Mode'un detaylarına bir göz atın. O detaylar da incelememizde. Minecraft: Story Mode İncelemesi

Yazan: Batuhan Kavruk

Yazı yazmayalı ne kadar da uzun zaman olmuş. Harflerin yerlerini hatırladığım için bile kendimi şanslı sayıyorum. Her ne kadar artık viral çağda olsak da, bazı şeyleri klavyeye almak da gerekiyor elbet. Buna en büyük örnek sanırım Telltale Games olurdu. Oldu da.

Beni soracak olursanız, point&click macera oyunları konusunda iyi deneyimleri olan bir adamım. Macera oyunlarının yeri her zaman ben de ayrı olmuştur. The Monkey Island olsun, Full Throttle olsun… Bana göre kimse, şimdiye kadar bir Guybrush Threepwood etkisi yaratamadı oyun camiasında. Buna tek yaklaşan bir firma var, o da şüphesiz Telltale Games.

The Walking Dead ve The Wolf Among Us gibi ünlü oyunlarla bildiğimiz Telltale Games bu sefer ciddi bir risk almış durumda. Artık neredeyse “dünyanın en ünlü oyunu” diyebileceğimiz Minecraft, kısa bir süre önce farklı bir bakış açısıyla Telltale Games’in elinden yeniden yapıldı. Macera konusunda modern çağda çığır açan bu firma, Minecraft’ı öyle bir hale getirmiş ki gerek bu yazıyı okuduğunuzda, gerekse oyunu oynadığınızda şaşırıp kalacaksınız.

Fragtist Minecraft Story Mode (2)

KÜP DEYİP GEÇMEYİN!

Doğru. Küp deyip geçmemek lazım. Bu küpler nelere imza attı, neler sağladı hepimiz biliyoruz. Oyunun sahibi kendine milyon dolarlık ev aldı mesela, ya da birçok YouTuber’ın ekmek kapısı oldu. Tüm bunların yanında yaratıcılığı ve özgürlüğü konuşturduğunu bizlere gösterdi Minecraft. Hiç beklemiyorduk oyunun bu tarz bir materyal ile bizlerle buluşacağını. Ama tabii beklenmedik şeyler şaşırtıcı olduğu kadar güzel de olabiliyor.

Buradaki güzel kavramı normalde göreceli bir şey, ama bana kalırsa bu sefer durum öyle değil. Oyuna girmeden önce küçük bir gerginliğim vardı. Merakım hat safhadaydı; acaba Telltale Games bu oyunun altından kalkabilecek miydi? Nitekim tüm gerginliğim oyunun ilk birkaç dakikasından sonra geçti gitti. Kendimi bir anda ilginç, eğlenceli ve harika bir maceranın içerisinde buldum.

Aslında oyunun ilerleyişine ilginç kelimesi daha da güzel oturuyor. Çünkü Minecraft: Story Mode’dan öyle süper über bir hikaye bekleyemezsiniz; oyunun kimliği belli bir yerde tıkanıyor. Fakat Telltale öyle bir giydirme yapmış ki, oyuncuyu ekran başına çok rahat bağlayabiliyor. Bir macera oyununun yapması gereken de budur zaten.

Elbet küçük küçük sorunlarımız da var bu konuda.

Bu sorunların en başından oyunun yavaş ilerlemesi geliyor. Bölümün bitişine doğru hızlanan hikaye anlatımı başlarda ne yazık ki ultra yavaş ilerliyor. Aslında bu normal bir şey. Bir macera oyununun, özellikle geniş çaplı bir macera oyununun genelde %60’ı yavaş olur ki hızlı giden sürecin değeri anlaşılsın. Ama günümüzün yeni oyun stratejisi “bölüm bölüm dizi gibi yayınlamak” bakış açısında bu pek iyi işlemiyor. Zaten şurada oynayacağımız 1 saatimiz var, bunun üstüne bütün aksiyon bize sadece sonda veriliyor.

Hani bütün bir oyunu bir anda verseler, isterse tüm oyun yavaş gitsin. O zaman sabahlar olmasın. Bu şekilde olunca biraz heves kaçıyor, tadı damağımızda kalıyor. Her ne kadar oyuna bu çok kötü bir etki yaratmasa da, eksilerden biri.

MASKOTU DOMUZ OLANIN BURNU…

Eksi olan bir şeyden başlamam gözünüzü korkutmasın. Oyunun tamamı büyük bir artı. O eksiler aslında eksi değil, “eksik”. Onları tamamlayan şey ise oyunun atmosferi ve karakterler.

Küp kafalarımıza o kadar güzel kişilik ve karakter yüklenmiş ki, kısa zamanda Jesse ve ekibinin bir parçası oluyorsunuz (baş roldeki karakter ve arkadaşları). Eğer ki macera oyunlarını damardan oynayan bir insansanız, onların sinirlendiği yerde sinirlenmeniz, üzüldükleri yerlerde üzülmeniz de olası. Telltale Games bu konuyu da harika bir şekilde ele almış. Oyuncu hiçbir şekilde karakterden uzaklaşmıyor. Şahsen ben şirin fakat bir o kadar da armut domuzcuk Reuben’ı kurtarmak için neleri göze aldım. Eminim ki siz de aynısını yapacaksınız.



Ceyda Doğan Karaş Editor in chief

86 doğumlu. Evli, mutlu, Tauren'li. Star Wars, Doctor Who, Yu-Gi-Oh ve Blizzard delisi. 93'ten beri video oyunlarıyla fazla uğraşıyor ve hayatı onların üzerine şekilleniyor. Korku, macera, psikoloji kitap ve animelerine bayılıyor. Koyu Beşiktaş taraftarı ve cosplay organizatörü. Ayrıca cosplay, vazgeçemediği hobilerinden sadece birisi.