Crusader Kings 3 – İnceleme Crusader Kings 3 – İnceleme
Ortamın Kralı ben olacağım diyenler için gelsin! Crusader Kings 3 Crusader Kings 3 – İnceleme

Crusader Kings serisinin seveni çok ancak ben onlardan biri değilim, yani sevmiyor değilim şimdi yanlış anlamayın sadece hep uzaktan bakıp ‘bi oynasam mı ya?’ diyip sonrasında ‘neyse ya daha sonra bir ara bakarım’ olarak değişen düşüncelerim nihayetinde oynamamam ile son buldu. Ancak bu sefer azimliydim Crusader Kings 3 gelmişti ve bu oyun serisi hakkında duyduğum olumlu yorumlardan ötürü üçüncü bir kez daha kenara atılmayı hak etmiyordu.

Ortamın Kralı ben olacağım diyenler için gelsin! Crusader Kings 3

Crusader Kings 3’te bizi dört aile karşılıyor ve bu ailelerden bir tanesini seçerek oyuna başlıyoruz. İrlanda, İspanya ve İtalya’dan iki aile arasındaki seçimimizi yaptıktan sonra (bu ailelerin her birinin zorluk seviyesi de farklı onu da belirteyim) mevzuya dalıyoruz. Oyuna bir giriyorsunuz ‘aman da aman nerelere geldik!’ dedirtiyor, dört bir yanımız dolu. Eh bu bir hükümdarlık simülasyonu olunca öyle çok da Mount & Blade’de olduğu gibi atıma atlarım kafanızı ezerim muhabbeti olmuyor, daha çok kim ne işime yarar, oğlanı kiminle evlendirsem, kızı kime versem, aman şu adamın gönlünü hoş tutayım da maraz çıkmasın gibi soruların etrafında dönüyor, bildiğin taht oyunları işte siyasi hareketler falan, adını siz koyun.

Şimdi tabii böyle taht oyunları, ayak kaydırmalar, birbirinin ardından kuyu kazmacalar falan derken kendinizi sağlama almanız şart, bunun için de demin de verdiğim örnekler gibi hareketler ile bazen minik bazen ise büyük, hatta bazen ise uzun vadeli fayda sağlayacak çakallıklar peşinde koşmak gerekiyor. Misal bir yerlere varmaya başladık ve yükseliyoruz ya, öyle hemen bi rahatlama moduna girmememiz lazım misal yanı başımızdaki adamlar bizi kendileri ile aynı seviyede görürlerse arıza çıkartabiliyor ‘sen kimsin?’ kafasına girebiliyorlar, dolayısı ile onlardan daha yüksek bir mevkiiye yükselmek gerekiyor. Bunu da demin de bahsettiğim çakallıklar ile yapmak gerekiyor.

Gerçi böyle anlatınca da önceki oyunları oynamamış olanlar ‘hiç mi savaş yok?’ gibi bir düşünce oluşabilir. Oluşmasın tabii ki var, var da ne bileyim dedim ya Mount & Blade ya da Total War kıvamında savaş sahneleri beklemeyin diyorum sadece. Neyse savaş demişken ordu konusunda da bi yakarışım olacak, ordu işi çok masraflı ya gerçekten onu bi dile getireyim yani ‘ayhhh yiter!’ diye haykırasım geldi bir ara. Çünkü bir yandan şehirleri idare etmeye çalışırken bir yandan da orduya para yetiştirmeye çalışmak top üzerinde cambazlık gibi hissetirdi bana, yani bilemiyorum ben bu konuda çok başarısız da olabilirim, ondan kaynaklanmış da olabilir 🙂

Bu benim tarzım!

Oyunda yaşam tarzı denilen bir olay var. Bu önceki oyunlarda da varmıydı bilmiyorum, çünkü dedim ya onları oynamadım. Bu yaşam tarzı olayında, yönetim şeklimizi belirleyebiliyor ve farklı yetenekler kazanabiliyoruz, bu yetenekleri de tahmin edeceğiniz üzere yetenek ağacından açıyoruz. Bu ağaçta şöyle ilginç bir durum var, misal seçim yaptınız mı? Tamam, daha artık 5 yıl boyunca bunu değiştiremiyorsunuz, dolayısı ile bunu seçerken dikkatlice, iyice düşünüp karar verin derim ‘peki sıfırlanmıyor mu aga?’ derseniz de sıfırlanıyor ama karakter stress’e giriyor, sıkıntı yani.

Oyunun en zorlayıcı kısmı ise kimi oyuncular için Türkçe desteği olmamasından kaynaklı olabilir, oyun çok detaylı olduğu için hani başlangıç seviyesinde İngilizce ile zorlanabilirsiniz, fakat ‘ben elime sözlüğü alır oynarım abi’ derseniz de bu oyun ile işiniz bittiğinde İngilizce konusunda kelime dağarcığınızı falan sağlam geliştirmiş olacaksınız diye düşünüyorum ki bence güzel fikir. Hem oyun oynayıp hem yabancı dil geliştiriyorsunuz, yapmışlığım var. 1996 yılıydı sanırım, Fallout oynamaya başlamıştım ve başlangıç seviyesi bile diyemeyeceğim kadar kötü durumdaydı İngilizcem, oyun bittiğinde çok farklı bir noktadaydım, tavsiye ederim. Ayrıca eski zamanlarda ülkeler nasıl yönetiliyormuş, işler nasıl yürüyormuş konusuna da meraklıysanız daha da keyifli olacaktır, hem gayet eğitici bir oyun olarak görebilirsiniz diye düşünüyorum.

Pek bir aksiyonu olmayan, taht oyunları bol olan bir oyun arıyorum diyorsanız Crusader Kings 3’e bakmanızı tavsiye ediyorum. Güzel müzikleri, görsel tasarımı ve dönemine ait detayları ile her ne kadar yabancı dil zorunluğu bulundursa da keyifli bir strateji simülasyon oyunu. Biz bu incelemeyi yayınlarken Steam üzerinde 77 TL gibi çok da uçuk olmayan bir fiyattan satılıyordu, indirim de bekleyebilirsiniz pek tabii. Görüşmek üzere.



Sonat Samir

Herşey 1993 senesinde arcade salonunu keşfetmesi ile başladı. Daha sonra eve giren Atari 2600 ile işlerin boyutu çok değişti. Video oyunları artık hayatının vazgeçilmez bir parçası. FRP hobisi ise hayatında ayrı bir öneme sahip.