Shadow Tactics: Blades of the Shogun İncelemesi Shadow Tactics: Blades of the Shogun İncelemesi

Shadow Tactics: Blades of the Shogun İncelemesi

İncelemelerOyun İncelemePC 10 Aralık 2016 23:06 Sonat Samir

Shadow Tactics: Blades of the Shogun, 89 yılında Commandos ile yakaladığımız o efsane tadı geri getiriyor. Peki onun kadar başarılı mı? Shadow Tactics: Blades of the Shogun İncelemesi

Yazının sonunda yazmam gerekir belki ama yok dayanamıyorum. Commandos vardı 98 yılında çıkan hatırlarsınız, eğer o oyunun tadında bir oyun arıyorsanız üstelik Uzak Doğu hatta İkinci Dünya Savaşı dönemi falan da ilgi alanınızsa tamam işte, aradığımız oyun Shadow Tactics: Blades of the Shogun.

Commandos’u bilmeyenler için de hemen küçük bir oyun tarihi dersi çakayım. Commandos 1998‘de gerçek zamanlı strateji oyunu olarak bilgisayarlarımıza konuk olmuştu. Oyunun amacı ise diğer strateji oyunlarındaki gibi ordularımız ile düşman orduyu yok etmek değil, elimizdeki birkaç özel asker ile gizli görevlerin üstesinden gelmekti. Her bir askerin kendisine özel yetenekleri vardı (aslında onlara komandolar demeliyiz) ve oyunda belirli işleri halledebilmek için en uygun yetenek ve ekipmana sahiplerdi.

İşte Shadow Tactics’i Commandos’a benzetmemin en büyük sebebi benzer oynanışa ve hatta mekaniklere sahip olması. Her biri birbirinden farklı yeteneklere sahip olan Japon savaşçıları kontrol ettiğimiz oyunda, gizlilik içerisinde düşman bölgelerine sızmaya çalışıyor, önemli düşmanları kimse farkına varmadan öldürmeye çalışıyoruz. Hatta zaman zaman etraftaki objeleri kullanarak düşmanlarımız öldürüyor ve kaza süsü vererek ortamı şenlendiriyoruz.

Yine Commandos’un bize hediye ettiği en hoş mekaniklerden bir tanesi olan düşmanın görebildiği alanı gösteren (koni, külah ya da İngilizce olarak “cone” dersem belki daha rahat anlaşılır) bu oyunda da kullanılmış. Ancak Shadow Tactic’te mekanikler bununla sınırlı değil, oyundaki en güzel mekaniklerden bir tanesi sanıyorum ki Shadow Mode adı verilen özellik. Bu özellik sayesinde savasçılarımızın hareketlerini sırası ile belirliyor sonrasında ise “PLAY” tuşuna basarak her bir hazırladığımız hareketin yani her bir savaşçının aynı anda verdiğimiz komutları gerçekleştirmesini izliyoruz. Taktik ve seyir açısından çok güzel olmuş.

Oyunu oynarken gerçekten çok keyif aldım. Animasyonlar, müzik, ortam, sesler olsun hepsi birbirinden güzel. Hatta istersek konuşmaların İngilizce değil Japonca olarak seçilebilmesi gerçekten harika bir özellik olmuş. Berlirtmeden geçmeyeyim oyundaki konuşmaları Japonca olarak ayarlarsanız merak etmeyin her önemli diyalog İngilizce olarak “Log” kısmından tekrar görülebiliyor. Kaldı ki düşmanların konuşmaları da oyun esnasında konuşma baloncuğu içerisinde İngilizce olarak görülüyor.

Oyun her bölümü bitirdiğimiz zaman bize “Challenge” yani sen şimdi bitirdin ama hadi bir de şu dediklerimi yaparak bitirmeyi dene diyor. Hatta bölümü oynarken bazen bazı Challenge’ları farkında olmadan yapıyoruz. Örnek vermem gerekirse, düşmanın hiç alarm konumuna geçmemesi, gerekmeyen kişileri öldürmemek, belirli sayıdaki düşmanın dikkatini dağıtmak gibi birçok Challenge bizleri bekliyor. Ayrıca oyunun zorluk seviyesi seçimleri ve bu zorlukların ayarları da oldukça yerinde olmuş.

Görevi tamamen kendi kuracağımız stratejiye bağlı olarak bitirme şansına sahibiz ancak bazı görevlerde belirli noktalar tek bir yöntem ile geçilebiliyor. Bu, iyi mi kötü mü tartışılır ancak ben sevdim (ya da bana öyle geldi). Doğru yöntemi bulmak zaten çok zor değil, keza hiç bir zaman yanlış bir karar alıp uyguladığımız zaman çıkmaza girmiyoruz, fakat işleri olması gerektiğinden daha zor hale getirebiliyoruz.



Sonat Samir

Herşey 1993 senesinde arcade salonunu keşfetmesi ile başladı. Daha sonra eve giren Atari 2600 ile işlerin boyutu çok değişti. Video oyunları artık hayatının vazgeçilmez bir parçası. FRP hobisi ise hayatında ayrı bir öneme sahip.