Kategoriler

Survarium Kapalı Beta İzlenimleri

“Son ırmak zehirlendiğinde, son ağaç kesildiğinde, son balık yakalandığında; paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacaksınız.”

Soluk, hırpalanmış posterdeki yazıyı zar zor okuyan Oleg, çaresizce gülümsedi. Kendi kendine ‘Keşke bu kadar olsaydı’ diye düşündü. ‘Keşke bu kadar olsaydı.’. Yaslandığı duvardan ayırdığı kafasını aşağı çevirdi. Kötü kanıyordu ve karnını saran kolunu çektiği an, içerideki organlarının saçılacağından korkuyordu.
‘Keşke Kızılderilileri dinleseydik.’ Diye aklını başka bir tarafa yöneltmeye çalıştı. İnsanlık, en az kendisi kadar çaresiz bir durumdaydı. Son ırmak kurumamış, son ağaç yok olmamış, son balık ölmemişti ama insanlık bu hedefi tutturmaya kararlı gözüküyordu.
Ta ki Felâket’e kadar.
Felâket’ten sonra, terazinin kolları yer değiştirmişti. İnsanlığın çoğunu bir hastalık kırmıştı ve Orman, kalanların sonunu getirecek gibiydi.
Mavi bir toz bulutu, kesif bir kokuyla yan pencereden içeri sızmaya başladı. Birileri yaklaşmış olmalıydı. Seslenmedi, gelenlerin kim olduğunu bilmiyordu. Sadece dinledi. Kanadı ve dinledi. Ayak sesleri uzaklaşırken, mavi bulut yüzünden görüşü bozulmaya başlamıştı. Sonunun geldiğini anlayınca gülmeye başladı. İnsanlığın kendinden başka tutunacak kimsesi kalmamıştı ve buna rağmen birbirlerine güvenemiyorlardı.
Orman hedefine ulaşacaktı.

Nedense post-apokaliptik ortamlar pek hoşuma gidiyor. Yanılmıyorsam 99 gibi oynama fırsatı bulduğum Fallout ile başladı bu sevgim. 2007’de GSC Game World’ün çıkardığı S.T.A.L.K.E.R. da favori oyunlarımdan olmayı başardı. O yıldan beri her bilgisayar ya da donanım değiştirdiğimde kurup oynadığım STALKER serisinin diğer iki oyunu Clear Sky ve Call of Pripyat da, hem seriye, hem de temaya olan sevgimi pekiştirdi. Hatta öyle ki, yılını hatırlamadığım bir İzmirCON’da, STALKER dünyasını masaüstüne uyarlayıp çok keyifli bir oyun oynatmıştım (Oyuncularımdan Aslı Tılsım ve İlker Karaş’ı tanıyor olabilirsiniz, epik bir oyundu gerçekten).

STALKER, kuzey komşumuzun başına gelen ve benim bu yazıyı yazdığım hafta yıldönümünü yaşadığımız Çernobil faciasından sonra, Bölge’de olan garip olayları ele alıyordu. Roadside Picnic isimli roman ve ondan esinlenen Tarkovsky’nin Stalker isimli filminden ilham alan oyun, sonunda Sovyetlerin deneysel çalışmalarına bağlanıyordu ve eğer oyunu doğru takip etmezseniz gerçeği öğrenemiyordunuz. STALKER, konseptinin sağlam kökenlerinin yanısıra; gerek gerçekçi balistik sistemiyle, gerekse A-life ile büyük ilgi görmüştü. A-life, oyun dünyasını dolduran mutant ve insanların davranışlarını, kendilerine ait bir yaşamları varmış gibi belirleyen bir yapay zeka sistemiydi. Tüm bu muhteşemliğin üstüne yapılan onlarca mod da, oyunun fan kitlesini genişletti.

STALKER 2’nin yapım haberi, tüm oyun dünyası gibi beni de heyecanlandırmıştı. Ne var ki, oyunun yapımı tamamlanamadan GSC Games dağıldı. O zaman için oldukça üzücü olsa da, bugün baktığımda oyun dünyası için iyi olmuş bile diyecek durumdayım, zira bu enkazın küllerinden iki firma doğdu. Bu firmalardan birisi, yine post-apokaliptik edebiyatta kökenleri olan Metro serisinin yapımcısı 4A Games. Diğeriyse, bir sayfadır hakkında bir şeyler duymayı beklediğiniz Survarium’un yapımcıları olan Vostok Games.

1 2 3

Görüntülenmeler:
107
İlgili Kategoriler
Ön İnceleme
Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com