Warhammer 4000: Space Wolf Erken Erişim İncelemesi Warhammer 4000: Space Wolf Erken Erişim İncelemesi
Warhammer 4000: Space Wolf son yıllarda sıkça karşılaşmaya başladığımız Warhammer 40K oyunlarından bir başkası. Warhammer 4000: Space Wolf Erken Erişim İncelemesi

Warhammer 4000: Space Wolf son yıllarda sıkça karşılaşmaya başladığımız Warhammer 40K oyunlarından bir başkası. Eğer akıllı telefonlarınızda oyun oynamayı seviyor ve bu evrene yabancı değilseniz, Herocraft firmasının bu oyununa denk gelmiş olma olasılığınız yüksek. Denk gelmiş olabilirsiniz diyorum çünkü Space Wolf ilk olarak iOS ve Android oyunun olarak akıllı telefonlarda yerini almıştı. Warhammer 4000: Space Wolf şimdi de Steam üzerinde erken erişim oyunu olarak karşımıza çıkıyor.

Bu oyunda bir Space Wolf olan (oyunun isminden anlaşılacağı gibi) Valgard adındaki Space Marine’i yönlendiriyoruz. Görevler sırasında yanımıza bize destek olmak için Space Marine’ler geliyor. Oyunun türünü tanımlama konusunda biraz zorlanabilirsiniz. Temelde deste kurup bu desteyi kullanarak görevleri bitirmeye çalışıyoruz. Ancak oyun haritası tur bazlı strateji olarak kurgulanmış. Her görevde farklı bir haritada bize verilen görevleri bitirmeye çalışıyoruz. Oyun haritası karelere bölünmüş ve her turda 2 adet hareket hakkımız var. Bu haklarımızın hepsini saldırı ya da yürümek için kullanabiliyoruz. İşte oyun öncesi kurulan desteler burada devreye giriyor.

 

Toplamda 3 çeşit destemiz var. Scout, Space Marine ve Terminator olarak adlandırılan desteler oyun tarzınızı değiştiriyor. Hangi desteyi seçerseniz seçin toplamda 30 adet olan kartlar silah ve yürüme kartlarının karışımı olacak şekilde hazırlanıyor. Silah kartları hem saldırı için hem de yürüme olarak kullanılabiliyor. Bazı nadir silah kartlarını ise karakterler üzerilerine giyebiliyorlar. Bu kartlar hem diğer standart silah kartlarından daha kuvvetli, hem de farklı özelliklere sahipler. Nadir olarak tanımlanan bu silahların bir süre sonra mermisi bitiyor. Eğer aynı mermi tipini kullanan standart silah kartınız varsa bu kartları kullanarak silahınızın mermisini yenileyebiliyorsunuz.

Her göreve başladığımızda ilk olarak Valgard ile tek başımıza kalıyoruz. Birkaç düşman öldürdükten sonra diğer Space Marine’ler bize katılıyor ve görevi bitirmeye çalışıyoruz. İlk başta harita bomboş olarak görülüyor ve belirli noktalara gelmeden düşmanların nerede oldukları belirli değil. Ancak bazı durumlarda düşmanlar yoktan var olup burnumuzun dibinde ortaya çıkıyorlar. Eğer oyunu taktik geliştirip oynamayı sevenlerdenseniz bir süre sonra bu durum, kesinlikle can sıkıcı durum halini alıyor. Çünkü çoğu zaman mevcut asker sayınızın iki katı kadar gelen düşmanlar çok kısa süre içinde canınıza okuyor. Bunun diğer sebebi ise oyun ağırlıklı şekilde şans faktörünü kullanıyor.

 

Her bir silah kartın üzerinde yazan zarar puanını belirli sayıda mermi atarak sağlıyor. Her mermi aynı şekilde kartta yazan vurma yüzdesini kullanıyor. Eğer çok şanssız biriyseniz, kesin zaferle çıkacağınız savaşlardan sürünerek uzaklaşabilirsiniz. Ben ilk görevi bitirmek için uzun bir süre harcadım ve en sonunda gerçekten yapay zeka çok şanssız bende şanslı olduğum için kritik savaşları zarar görmeden atlattım.

Bir diğer gözüme çarpan nokta ise ana karakter Valgard’ın sahip olduğu rage mekaniği. Zarar gördükçe dolan rage bar’ı tamamen dolunca sonraki saldırı iki katı zarar veriyor. Ancak göz önünde bulundurulması gereken iki nokta var. Birincisi, saldırı yapmadığımız her tur zarar görmeye başlıyoruz. Eğer o esnada yakınlarda düşman yoksa ölmeniz son derece mümkün. İkinci durum ise iki katı zarar mekaniğinin işlenme şekli. Başarılı şekilde saldırı yaptığınız zaman ekran donuyor ve hızlıca tıklama gerektiren ekran çıkıyor. Burada ne kadar hızlı tıklanırsa o kadar fazla zarar vuruluyor. Açıkçası akıllı telefonlarda olan bir mekaniğin hiç değiştirilmeden kalmış olması garip kaçmış.

 

Sonuç olarak baktığımızda Warhammer 40000: Space Wolf farklı oyun türlerini içinde barındırmaya çalışırken, kendi kimliğini kaybetmiş bir oyun gibi duruyor. Özellikle görevler şu an için kesinlikle optimize edilmemiş ve oyunun başından sonuna kadar bizden sayıca üstün, çoğu zaman yoktan var olan düşmanlara karşı oynuyorsunuz. Elbette bir süre sonra alışıyorsunuz ancak buna alışmak için aynı görevi birkaç kez en baştan tekrar edince sinirleriniz gerilmeye başlıyor. Deste kurma sistemi alışması basit ve iyileştirilebilir. Ancak işin içinde stratejiden öte şans faktörü daha büyük rol aldığı sürece oyunun daha yol alması gereken çok yol var.

Steep’in Açık Dünyası Alaska İle Genişliyor

 


Berk Yakar

Bilgisayar oyunları macerası Amiga 500 ile başladı. Bilimkurgu edebiyatına olan büyük ilgisinin yanısıra sıkı bir anime ve manga takipçisi.