Kategoriler

Dark Souls 3 PC İncelemesi

Dark Souls 3 ilk iki oyunun kaldığı yerden bize acı çektirmeye devam ediyor. Değişen grafikleri, yine bossları ve göz alıcı mekanları ile tekrar karşımızda.

Hani neresinden başlasam bilemiyorum. Dark Souls 3 serinin son oyunu, yüksek ihtimalle de gerçekten son oyunu olacak gibi duruyor. En azından Miyazaki üçüncü oyunun seriyi kapatacağını söylemişti. Oyunu şimdiye dek oynamamış olsanız bile biliyorum ki oyuna uzaktan da olsa aşinasınız. Gerçekten, seriyi daha önce oynamadıysanız çektiğimiz acıyı tarif etmek gerçekten zor. 😀 Dark Souls gerçekten çok acayip bir oyun, çünkü oyunu bir kere oynadığınızda bırakmak istemiyorsunuz. Sinirlerinizi, küfür yaratıcılığınızı, reflekslerinizi, oyun becerinizi sonuna kadar zorlayan bir yapım. Her 20 dakikada bir, bir sebepten dolayı sinirlenip ALT+F4 çektiğiniz oyuna biraz sakinleştikten sonra tekrar giriyorsunuz.

Peki neden DS (Dark Souls) serisini oynuyoruz? Acı çekmeyi sevdiğimiz için mi oynuyoruz, yoksa zoru başarmayı sevdiğimiz için mi? Bence zoru başarmanın verdiği hazzı tadabilmek “başardım ulan” diyebilmek için. Belki de kimilerine göre arkadaşlarına hava atabilmek içindir. 🙂 Açıkçası ben zor bir oyunda (ya da en azından benim için zor olan) başarı elde etmeyi çok seviyorum, eh üzerine bir de Dark Souls gibi bir temaya sahip olunca oyun daha çok ilgimi çekiyor. Atmosferi ile beni içine çekmeyi başardığı için Dark Souls serisini ayrı seviyorum.

Uzunca bir süredir oynuyorum 3. oyunu. 2 saatten kısa sürede bitiren Koreli oyuncular olsa da, ben tadını çıkartarak, her yerini didik didik etmeye çalışarak, hikayeyi yakalamaya çalışarak oynuyorum. Ancak oyunun uzun sürmesindeki en büyük etken tabii ki kocaman haritası, her yerine gizlenmiş bir çok şey değil; bolca ölüyor ve yaktığımız ateşin (Bonefire) başına tekrar dönüp o her öldürdüğümüz düşmanı tekrar geçmek zorunda oluşumuz. En çok acı veren ne oluyor biliyor musun sevgili okur? O topladığın Soul’ları ölünce düşürüyor olman, üstelik gidip yerden geri almaya çalışırken yaptığımız bir hata sonucu tekrar ölerek, bir önceki birikmiş Soul’ları kaybediyor olmamız. (Ama ne sövüyorum öyle olduğunda… ne sövüyorum üff…) DS serisini biliyorsanız zaten bu satırı okurken ya yüzünüz düşmüş ya da kendi maceranızı hatırlayıp sizde sağlamından sövmüşsünüzdür.

Fragtist-DarkSouls3 (3)

Peki diğer Dark Souls oyunlarına göre üçüncü oyunda ne gibi farklar var diye soracak olursanız. İlk olarak grafiklerin göz doldurduğunu söylemek zorundayım. Oyunda nefes kesen manzaralar ile karşılaşıyoruz. İnanılmaz güzel görünen mimarilere sahip kaleler, acı ve yok oluşun yüz tuttuğu ortamlar o an ki savaşınız bittiğinizde kamerayı şöyle bir 360 çevirip çevreyi incelemenize sebep olacak. Oyun, yine en rahat şekilde bir controller ile oynanıyor. Açıkçası şansımı zorlayıp klavye/mouse kombosu ile oynamayı denemedim bile. Oyun çok güzel optimize edilmiş, frame atmalar yok, çökme yok, komutlarda gecikme yok. Karakterimiz bastığımız gibi uyguluyor. Ancak önceki DS oyunlarında olduğu gibi Estus Flask tuşuna abanırsanız ekstradan içmeyi ihmal etmiyor. Tuşlara tek tek basın, fazladan silah savurmak, ya da boşa Estus Flask harcamak istemezsiniz.

Eminim ki seriden haberdar olan ancak olaylara tam olarak hakim olamayanlar da olabilir okurlarımız arasında. Biraz detaylara girmekte fayda var. Oyuna başlarken her RPG oyununda olduğu gibi DS’ta da karakterimizi yaratarak giriyoruz. İstediğimiz bir sınıfı seçerek, daha sonra karakterimizin suratından vücut yapısına kadar ince detaylarda kişiselleştirme yapabiliyoruz. Oyunda Knight, Mercenary, Thief, Pyromancer, Sorcerer, Cleric, Assassin, Herald sınıfları bulunuyor. Tabii seçtiğimiz sınıfa göre karakterimizin hali hazırda gelen stat’ları da farklı oluyor.

1 2 3

Görüntülenmeler:
10
İlgili Kategoriler
İncelemeler · Oyun İnceleme · PC
Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com