Kategoriler

Benzersiz bir oyun! Aganist The Storm İncelemesi

Aganist The Storm İncelemesi

Serdar Demirgil, Eremite Games tarafından geliştirilen bağımsız Against the Storm oyununu inceledi.

İyi seyirler…

 

‘Birçok şehir kurma ve strateji oyunu oyuncusu, neredeyse hiçbir şehri tam olarak tamamlamaz. Neden mi? Çünkü bu tür oyunlar başarılı oldukça sıkıcı hale gelir. Haritayı fethetmeniz, yenilmez ordularınızı dünya çapında dolaştırmanız bir zaman sonra tatmin etmemeye başlar sizi. Tüm istediğiniz kaynaklara erişim sağladığınızda, oyunu oynamak artık monoton bir hale gelir. Bu noktada şu soruyu sormaya başlarız. Başlangıçtaki zorlukların heyecanıyla, kaynak kıtlığıyla ve her hamlenin hayatta kalabilmemiz açısından doğru olması gereken o aşamaya dönmek için neden oyunu yeniden başlatmıyorum?

Bu soruyu kendilerine sormuş gibi görünen Eremite Games, Against the Storm’un roguelike şehir kurma oyununu, buna bir yanıt olarak tasarlamış gibi görünüyor.

Against the Storm aslında bir kıyamet sonrası oyunu. Şahsen, “Rainpunk” terimini daha önce hiç duymamıştım, firma kendi oyun türlerini böyle telaffuz ediyor. Oyuncu olarak, hayatta kalan bir uygarlığın genel valisiyiz. Fırtına ve yağmur gibi bir dizi felaketlerin vurduğu değişmiş bir dünyanın garip vahşi doğasında kasabalar ve ticaret karakolları kurmakla görevlendiriliyoruz.

Merkezinde medeniyetimizin son kalesinin bulunduğu bir dünya haritasında yeni yerleşim bölgemizi seçiyoruz. Burada bulabileceğiniz çeşitli biyomlar var ve bunların hepsi de belirli yerleşimci türlerine uygun farklı kaynaklar içeriyor.

Against the Storm’un dünyası döngüsel olarak işliyor. Yeni kasabalar inşa edebilir, önemli kaynakları güvence altına alabilirsiniz, ancak fırtınalar onları yıkmak ve size bir kez daha temiz bir sayfa sunmak için sürekli gerçekleşiyor. Bu yıkılan mekanların içinde devam eden şey kuleniz ve içinde araştırdığınız geliştirmeler. Bunlar zaman geçtikçe ek başlangıç kaynakları, daha fazla bina, yeni avantajlar ve benzeri şeylerin kilidini açıyor.

Oyunun Roguelike kısmı aslında burada başlıyor. Bu kaynakları kulede yükseltmeler için kullanabiliyor ve yeni karakollar inşa etmeyi daha kolay ve daha ilginç hale getiriyoruz. Burada olan döngüde çok tatmin edici bir hal alıyor. Sizi daha büyük bir hedefe doğru çalışarak bir sonraki şehirlerinizi inşa etmek için haritada yeni biyomlar ve yer işaretleri aramaya teşvik ediyor.

Yerleşmek için bir yer bulduğunuzda, çeşitli başlangıç kaynakları ve yerleşimciler arasından seçim yapıyor ve yola koyuluyoruz. Against the Storm’daki her şehir, belirli bir puan eşiğine ulaştığınızda tamamlanmış oluyor. Yerleşimcilerinizi mutlu ederek ve kraliçenin size verdiği görevleri yerine getirerek puan kazanabiliyoruz. Bunlar rastgele oluşuyor ve her zaman size sunulan küçük bir seçimden birini seçiyoruz. Zaman geçtikçe daha fazla görev elde ediyoruz.

Roguelike öğesi sadece dünya haritasında mevcut değil: Kereste kampı ve evler gibi standart binaların yanı sıra, inşa edebileceğiniz yapıları rastgele oluşturulan bir havuzdan seçiyoruz. Bu da her yeni turu benzersiz kılıyor. Üretim zincirleri içinde kaybolarak sinir bozucu olmayacak şekilde tasarlanmış. Çoğu ürün, kendinizi içinde bulabileceğiniz çok sayıda senaryoyu hesaba katmak için çeşitli kaynaklardan ve bir dizi farklı binalar tarafından üretilebiliyor. Sebze turşusunu ele alalım. Bunları sebzelerden veya köklerden ve tencere veya fıçı kullanarak birkaç farklı binada yapabiliyorsunuz, Bu da üretim ayrıntılarını karşılaştığınız koşullara göre uyarlamanıza olanak tanıyor.

Yerleşim yerimizin temelini oluşturan haklımız, tipik bir şehir kurma mekanizmasına sahip olup farklı mutluluk gereksinimlerine sahip. Bu gereksinimleri yeterince yerine getirdiğinizde, mevcut turu kazanmak için ihtiyacınız olan bonus puanları elde ediyoruz. Buna elinizdeki kaynaklara ve üretim zincirlerine ve aynı zamanda yerleşiminizde en çok hangi tür halka ihtiyaç duyduğunuza göre karar vermeniz gerekiyor. Örneğin kunduzlar mekanik işlerinde, kertenkele adamları ise ateşle çalışma konusunda harikalar. Onlara uygun işler atamak işleri daha verimli hale getiriyor.

Büyük bir ormanın ortasında olduğumuz için haritadaki kaynaklar ve bina alanı sınırlı. Bu durum da daha fazla genişlememiz anlamına geliyor. Her haritada ek kaynaklar ve etkinlikler içeren küçük ve büyük alanlar var. Bunlar tehlikeli bazı olaylar da olabiliyor ya da onarabileceğiniz terk edilmiş binalar gibi hoş bonuslar da olabiliyor.

Aslında genişleme ihtiyacının yanı sıra, farklı iki faktör daha çok can sıkıyor. Bunlardan biri, periyodik olarak ortaya çıkan ve yerleşimcilerinizin moralini bozan yağmurlar. Bununla birlikte, bu yağmur suyunu toplayabilir ve büyülü özellikleriyle belirli binaları güçlendirmek için kullanabilir ve verimliliklerini artırabilirsiniz. Diğer faktör ise kraliçemizin sabırsızlığı. Kraliçemizin sabrı tükenmeden önce yeterli puanı toplamayı başaramazsak o eli kaydedebiliyoruz.

Against the Storm’da bir şehri tamamlamak genellikle çok uzun sürmüyor. Zamanınıza gerçekten saygı duyan bir oyun olması cidden hoşuma gitti. Giriş bölümünde anlattığım, burada hala ne halt ettiğinizi sormanıza neden olan noktaya asla gelmiyor, çünkü her tur bu noktaya gelmeden önce bitiyor. Against the Storm, sadece heyecan verici başlangıç aşamasını tekrar tekrar deneyimlediğiniz bir şehir kurma oyunu. Bu da bağımlılık yaratan ara sıra içine atlamak istediğiniz bir deneyim haline geliyor.

Gözümüze hoş gelen grafiklerle kaplı olan Against the Storm, düşük sistemlerde bile oynanabiliyor olması ile ekstra bir artı aldı benden. Oyunun grafiklerinde oynanış sitemini anlamanıza yardımcı olan düzgün bir netlik de var. Bu küçük bir ayrıntı ilk bakışta ve tek bir satır metin okumadan şehrinizi nasıl olabildiğince verimli hale getireceğinizi anlamanıza yardımcı oluyor.

İlk olarak Ekim 2021’de Erken Erişim oyunu olarak piyasaya sürülen Against the Storm, son iki yılda dikkate değer bir yolculuğa çıktı. Hiçbir zaman diğer Erken Erişim oyunlarının düştüğü dramaya düşmedi. Bir Japon treninden daha dakik olan Eremite, oyunun Erken Erişimi süresince her iki haftada bir Against the Storm için güncellemeler sundu. Bu güncellemeler küçük teknik ve denge ayarlarından, tamamen yeni içerik dalgalarına ve işleri temelden değiştiren mekaniklere kadar uzanıyordu. Ekstra olarak da topluluk geri bildirimlerini dinlemeleri çok fazla artı puan kazanmalarına sebep oldu.

Birkaç ay içinde Against the Storm indie yapımları takip eden strateji hayranları arasında en gözde oyun oldu ve tam sürüm çıkana kadar bu rotayı çok güzel korudu. Eremite ve yayıncı Hooded Horse, Erken Erişim’in nasıl yapılması gerektiğine dair gerçekten ders kitabı niteliğinde bir örnek sundu bizlere.

İncelememizi bitirirken Against the Storm için fikirlerini büyük kusurlar olmadan uygulayan benzersiz bir türün karışımı diyebilirim. Sizi sadece bir tur daha oynamaya motive etmek yerine, sadece bir şehir daha inşa etmeye teşvik ediyor. Keşfetmenin heyecan verici cazibesini ve bir şehir kurucusunun mekanik karmaşıklığını, bir kasırgadaki yağmur damlaları kadar hızlı geçecek şekilde işliyor.

Bu sene Baldur’s Gate 3’den sonra en yüksek Metacritic puanı almış olan ikinci oyun olduğunu da ayrıca belirtmek isterim.’

Avatar: Frontiers of Pandora İncelemesi

Görüntülenmeler:
1467
İlgili Kategoriler
Oyun İnceleme · Video
Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com